tatil-sepeti

İTO Başkanı Avdagiç, Meclis Toplantısı’ndaki konuşmasında, enflasyonla mücadelede başarı için para politikasındaki sıkılığın maliye politikasıyla desteklenmesi gerektiğini söyledi. Avdagiç, “Faiz artışı dezenflasyon sürecinin en etkili silahı, ancak yegane silahı da değil” değerlendirmesini yaptı.


 

 

 

Para politikasındaki sıkılığın maliye politikasıyla desteklenmediği sürece, enflasyonla mücadele programının sınırlı kalabileceğini vurgulayan Avdagiç, “Bu nedenle para ve maliye politikasının uyumuna ve bu uyumu destekleyecek yapısal reformlara önem verilmeli” diye konuştu.

 

Merkez Bankası’ndaki başkanlık değişim sürecinin yanlış anlamalara meydan vermeyecek şekilde doğru bir iletişimle yönetildiğini belirten Avdagiç, “Başkan değişikliğinin politika değişikliği ile ilişkisinin bulunmadığı yönündeki kararlılık beyanları, piyasalara güven verdi” dedi.

 

HABER: ŞEREF KILIÇLI-BARIŞ CABACI

 

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, Oda’nın şubat ayı Meclis Toplantısı’nda iş dünyasındaki gelişmeleri değerlendirdi. Para ve maliye politikalarının uyumlu olması gerektiğine dikkat çeken Şekib Avdagiç, “Faiz artışı dezenflasyon sürecinin en etkili silahı, ancak yegane silahı da değil. Para politikasındaki sıkılık, maliye politikasıyla desteklenmediği sürece, enflasyonla mücadele programı sınırlı kalabilir. Bu nedenle para ve maliye politikasının uyumuna ve bu uyumu destekleyecek yapısal reformlara önem verilmeli” ifadelerini kullandı.

 

KARARLILIK BEYANLARI

 

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanlığı’na atanan eski başkan yardımcısı Dr. Fatih Karahan’a başarılar dileyen Avdagiç, “Biz Sayın Karahan’ın başkanlığında Merkez Bankası’nın ülkemize ve iş dünyamıza kalıcı kazanımlar sağlayacağına inanıyoruz. Merkez Bankası’ndaki başkanlık değişim süreci, yanlış anlamalara meydan vermeyecek şekilde doğru bir iletişimle yönetildi. Başkan değişikliğinin politika değişikliği ile ilişkisinin bulunmadığı yönündeki kararlılık beyanları, piyasalara güven verdi” dedi.

 

SALDIRILARA DİKKAT

 

İTO Başkanı Şekib Avdagiç, Meclis konuşmasında son dönemde gerçekleştirilen terör saldırılarına da dikkati çekti. Avdagiç, “Çağlayan Adliyesi önünde gerçekleştirilen terör saldırısını lanetliyorum. Sarıyer’deki Santa Maria İtalyan Kilisesi’ne yönelik saldırıyı telin ediyorum. Bu olaylar, Fatih Camii imamına saldırı ile başlamıştı. Bütün ülkemizin huzurunu hedef alan saldırıların birbiri ardına gelmesinin rastlantı olmadığı çok açık” ifadelerini kullandı.

 

Avdagiç, “İş dünyası olarak şunun altını çizmek isterim. Terör örgütlerini maşa gibi kullanıp, Türkiye’de kaos oluşturmak isteyenler, bunu asla başaramayacaklar. Dün olduğu gibi bugün de teröristlere karşı kenetlenip bir ve beraber olacağız, hedeflerine ulaşmalarına asla izin vermeyeceğiz. Türkiye’nin büyüklüğü ve milletimizin kararlılığının bu saldırıları akim bırakacağından zerrece şüphem bulunmuyor” dedi.

 

DEPREME HAZIRLIK BEKLİYORUZ

 

6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinin birinci yılının geride kaldığını kaydeden Avdagiç, “Milletimizin ve devletimizin gayretiyle bölgemiz yeniden imar edilmeye başlandı. Bunun somut sonuçlarını ilk etap deprem konutlarının teslim törenlerinde gördük. Açılan kamu hizmet binalarında gördük. Bu illerimizin hepsi, tahmin edilenden daha kısa sürede ayağa kalkacak, imarıyla olası depremlere karşı bizim iftiharımız olacak” dedi. 

 

‘İstanbul ve depreme hazır olma’ konusunun üzerinde ısrarla durduklarını vurgulayan Avdagiç, şunları söyledi: “31 Mart’ta Mahalli Seçimler yapılacak. İş dünyası olarak, hangi partiden olursa olsun, seçilecek her belediye başkanından; Türkiye’nin deprem bölgesinde olduğu gerçeğini unutmadan, beldelerini depreme hazırlamalarını, bu yöndeki tedbirleri hayata geçirmelerini istiyor ve bekliyoruz. Bir deprem ülkesi olan Türkiye’de depreme karşı hazırlıklı olmadan gerçek anlamda ‘sürdürülebilir bir kalkınmanın’ mümkün olmayacağının altını bir kez daha çiziyorum.” 

 

TURİST, İSTANBUL’DA ÜRETİMİ VE TİCARETİ CANLANDIRAN KİŞİDİR 

 

İTO Başkanı Avdagiç, mart ve nisan ayı ile birlikte turizm sektöründe yeni sezonun resmen açılacağını hatırlattı. İstanbul Ticaret Odası olarak TUGEV ve ICVB vasıtasıyla İstanbul’un küresel turizm pastasından aldığı payı artırmak amacıyla çalışmaları sürdürdüklerini belirten Şekib Avdagiç, şöyle devam etti: “Bir yandan şehrimize yeni toplantı ve kongreler kazandırmaya çabalarken, diğer yandan da genel sektörle ilgili faaliyetlerde bulunuyoruz. Geçen hafta sektörümüzle ilgili olarak Cidde’de turizm zirvesi tertipledik. İstanbul Ticaret Odası ile İstanbul Kongre ve Ziyaretçi Bürosu olarak Suudi Arabistan’ın önde gelen turizm paydaşlarıyla ‘B2B İş Birliği Toplantısı’ gerçekleştirdik. Burada İstanbul turizm sektörü temsilcileri ve Türkiye Otelciler Birliği ile Suudi Arabistan’dan 52 turizm sektör paydaşını bir araya getirdik. Ülkemizin ve şehrimizin turizm sektörünü mevcut potansiyelinin de üzerine çıkarabilmek için birçok uluslararası tanıtım ve işbirliği çalışması yürütüyoruz. İstanbul’un küresel pazardaki değerini yükseltmek, özellikle iş seyahatleri ve kongre turizmi sektörlerinin gücünü artırmak amacıyla son 5 yıldır bu sektörlere büyük yatırımlar yapıyoruz, yapmaya devam edeceğiz. Çünkü İstanbul’a gelen her turist, yaptığı harcamalarla İstanbul’da üretimi ve ticareti canlandıran kişi demektir. Üyelerimize doğrudan ve dolaylı katkısı olan kişilerdir.”

 

ASTRONOT GEZERAVCI YENİ UFUKLAR AÇTI

 

İlk Türk astronot Alper Gezeravcı’nın uzay seyahatine değinen Avdagiç, şöyle konuştu: “Gezeravcı, bu seyahatle çocuklarımıza, uzay ve hava teknolojileri bakımından yeni ufuklar açmıştır. İnanıyorum ki, Gezeravcı ile birlikte Türkiye’de uzay rüzgârı tüm bereket ve verimliliğiyle esecektir. Kendisini tebrik ediyor, kendi roketlerimizle uzaya gideceğimiz günleri, yaşarken görmeyi temenni ediyorum.”

 

DEPREM TEYAKKUZU İSTİYORUZ

 

Şekib Avdagiç, İstanbul’da, bütün yerel yöneticilerin deprem teyakkuzu içinde olmaları gerektiğini vurguladı. Avdagiç, şöyle devam etti: “İstanbul’da yasal olarak belediye teşkilatının kurulduğu 1855 yılından beri belediyelerimiz ‘belde halkını koruyup huzur ve sükûn içinde yaşatma’ göreviyle vazifelendirilmiştir. 2024 yılında da belediyelerimizden ve başkanlarımızdan aynı şeyi yani deprem teyakkuzu içinde olmalarını istiyoruz.”

 

Küresel ekonomideki sorunlar Türkiye ekonomisi için de risk

 

Avdagiç, konuşmasında jeopolitik risklere ilişkin şunları söyledi: “Ukrayna’daki savaş devam ediyor ve Orta Doğu’daki gerginlikler daha da artıyor. Husiler tarafından Kızıldeniz geçişli rotaların kesintiye uğratılması, küresel görünüm için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Başlıca nakliye şirketleri Kızıldeniz üzerinden nakliyeyi durdurdu ve gemilerini Atlantik Okyanusu’na yönlendiriyor. Küresel ekonomide sorunların önemli bir bölümü Türkiye ekonomisi için de riskler oluşturuyor. Türkiye’nin önemli dış pazarlarındaki zayıf ekonomik aktivite, ihracat performansını olumsuz yönde etkileyebilir. Bununla birlikte Kızıldeniz krizinin oluşturduğu navlundaki artışın ve Uzakdoğu’dan tedarikte yaşanan sıkıntıların ardından, Batı’nın belli oranlarda tedariki Türkiye’ye kaydırması olası görünmektedir.”

 

MECLİS’TEN YANSIMALAR

 

İstanbul Ticaret Odası Meclis Başkanı Dr. Erhan Erken, şubat ayı Meclis Toplantısı’nda konuştu. Dr. Erhan Erken, önceki ay Necip Fazıl Fikir-Araştırma Ödülü alan Prof. Dr. Ahmet Ayhan Çitil’in konuşması üzerinden bazı konulara dikkat çekti. 

 

Erken, önce Prof. Dr. Çitil’in şu sözlerini paylaştı: “İslâm dünyasının bugün önemli problemleri var. Yoksulluk, göçmenlik, savaşlar, çökmüş devletler… Ancak İslâm dünyası karşılaştığı krizlerden daima birinci sınıf düşüncelerle, çok kaliteli fikir ve düşünce insanlarının ürettiği fikirlerle çıkmıştır. Sıkıntılı dönemlerde İslâm dünyasının içerisinde tasavvufî düşünce ve metafizik alanında önemli kişiler ortaya çıktı ve fikirlerini, yorumlarını insanlarla paylaşmaya başladı. Ders halkaları oluşturdular.”

 

Ayhan Çitil’in bunlar arasında Sadrettin Konevi’yi, Muhyiddin İbn Arabi’yi, Mevlana Celaleddin Rumi’yi özellikle zikrettiğini belirten Erhan Erken, “Ben de ilave olarak Ahîlik organizasyonun kurucusu Ahî Evran’ı da eklemeyi yararlı buluyorum” diye konuştu. 

Bunun gibi zatların katkılarıyla Anadolu coğrafyasının daha sonraki dönemlerde ciddi bir birliğe kavuştuğunu hatırlatan Erken, 

“Ahîlik organizasyonunun etkileri bugün bile meslek örgütlerimizin içerisinde devam ediyor. Bugün ‘Anadolu irfanı’ sözünün altını kazısanız bu birinci sınıf düşüncelerin tesirini görebilirsiniz” dedi. 

 

İKTİSAT GÖRÜŞLERİ

 

Bu noktada Batı’dan bir örnek veren Erken, şöyle devam etti: “1929 Büyük Ekonomik Buhranı’nın etkilerini inceleyen büyük iktisatçı John Maynard Keynes, birinci sınıf bir düşünce üreterek kendinden sonraki dönemlere adeta damga vurmuştur. Klasik iktisatçılara göre hükûmetler piyasaya hiçbir şekilde müdahale etmemeli. Onlar, piyasadaki sorunların kendiliğinden ortadan kalkacağını savunuyorlardı. Ancak 1929 Buhranı, bu varsayımların geçerli olmadığını gösterdi. Keynes’e göre ekonomide ciddi sorunların yaşandığı ortamlarda hükûmetler, para ve maliye politikaları aracılığıyla ekonomiye müdahale etmeli, piyasayı canlandırmalı ve ekonominin tam istihdama yaklaşmasına yardımcı olmalı. Prof. Dr. Çitil’in de işaret ettiği gibi toplumların özellikle sıkıntılı ve krize düştüğü dönemlerde acil tedbirler önemli olmakla birlikte asıl olan derin düşünceler ve birinci sınıf fikirlerin ortaya çıkabilmesidir. Bu fikirlerin de hem içinde bulunulan dönemi hem de daha geniş bir alanı kuşatabilmesi, insanlık adına önemli bir hizmet olacaktır. Bunun için birinci sınıf bir insan eğitimi ile bu tür fikirlerin ortaya çıkacağı ortam şarttır. Bunun için teşvik edici olabilmek gerekir. Tüm insanlığın kurtuluşuna hizmet etmeyen bir kurtuluş, bizim de kurtuluşumuz olamaz. Bizler de 142. yaşına basan İTO’da bu toplumun belli alanlardaki temsilcileri olarak toplumumuzda birinci sınıf fikirlerin ve derin düşüncelerin teşvikçisi olmamızın önemli olduğuna inanıyorum. Tıpkı bana bu ilhamı veren değerli Ayhan Çitil Hocamız ve merhûme Alev Alatlı gibi.”

 

İHRACATTA KG DEĞERİNİ YÜKSELTMELİYİZ

 

Necmi Sadıkoğlu-Toptan ve Dış Ticaret Meslek Komitesi: Dünyadaki olumsuz gelişmeler, ticari hayatımız başta olmak üzere birçok alanı etkiliyor, etkilemeye devam edecek. Savaşlar ve saldırılar ülkeleri korumacı bir politikaya yönlendiriyor. Özellikle son dönemde bölgeselleşmenin de arttığını görüyoruz. Babu’l Mendeb Boğazı’ndaki olaylar ve Panama’daki iklim krizi navlunda da sorunları artırdı. Küresel ticaret yolları 150 yıl öncesine döndü. Bu durum gelişmekte olan ülkeler için bir avantaj sağlıyor. Türkiye de jeopolitik konumu nedeniyle bu durumdan olumlu etkileniyor. KOBİ’lerimizin siparişleri artıyor. Bu avantajı göz önünde bulundurarak, 2023’teki ihracat rakamlarını yakalamak ve kg başına ihracatımızı artırmak için inovasyon, markalaşma, 

Ar-Ge ve tasarımsal ürünlere yatırım yapmamız gerekiyor. Çünkü Türkiye’nin kg başına ihracat değeri, maalesef olması gerekenin altında gerçekleşti. İhracatta kg değerini yükseltebilmek için tasarım ve markalaşmaya önem vermemiz gerekiyor.

 

ATIL NÜFUSU İŞ HAYATINA KAZANDIRALIM

 

Ahmet Gediz Tatar-Restorasyon ve İzolasyon Meslek Komitesi: Depreme karşı tedbir almamız gerekiyor. Bu konuda 7’den 70’e herkesi bilinçlendirmemiz lazım. Binaların depreme dayanıklı olması için yalıtım ve izolasyonun önemini İTO ile birlikte herkese anlatmamız gerekiyor. Oda’lar olarak bizler icra makamı değiliz fakat daha fazla söz sahibi olmak için çalışmalıyız ve gerekli değişiklikleri yapmalıyız. İTO, yılda 40’ı aşkın fuara milli katılım düzenliyor ve bu fuarlara birçok destek veriyor. İTO üyeleri olarak fuarlar için verilen desteklerden bihaberiz. Bu konuda meslek komiteleri toplantılarında 30 dakikalık bilgilendirilme yapılmasını talep ediyorum. Türkiye’de atıl olarak duran 5 milyon gencimiz var. Bu gençleri iş hayatına kazandırmamız gerekiyor. Komite olarak İstanbul Ticaret Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi ile işbirliği yaparak sektörümüze eleman kazandıracak bir program düzenlemek istiyoruz. İzolasyon, yalıtım ve restorasyon alanında gençleri eğiterek sektörümüze nitelikli eleman kazandıralım ve atıl nüfusumuzu iş hayatına katalım.

 

ENERJİ SEKTÖRÜNDE TEKNİK ELEMAN SIKINTISI VAR

 

Bülent Şen-Enerji Meslek Komitesi: Enerji küresel düzeyde farklı boyuta geldi. Avrupa’nın enerjide 2050 vizyonu var. Hangi duruma geleceklerinin çerçevesini çizmiş durumdalar. Yenilenebilir enerji yatırımları için yarın değil, bugün önemli. Çünkü yarın yaparsanız, geç kalmış sayılabilirsiniz. Enerjide geçiş süreniz ne kadar uzarsa o kadar zarardasınız. Türkiye’nin enerjide ithalat bağımlılığı yüzde 70’ten yüzde 68’e düştü. Yüzde 1’lik düşüş bile büyük bir rakam. Türkiye enerjide çeşitlendirme politikası izliyor. Enerjide ithalat bağımlılığımızı azaltmak zorundayız. Yenilenebilir enerjiyi destekliyoruz. Güneş daha kolay. Ancak rüzgarın baz etkisi teknik olarak daha yüksek. Rüzgarı destekliyoruz. Kömürde yerli kaynaklardan üretim devam ediyor. Kömürde yeni santral kurmak kolay değil. Çünkü finansmanı zorlaştırıldı. Bana göre kömürün alternatifi nükleer enerji. Nükleer enerjide ayrıca SMR adı verilen küçük modüler reaktörler gündemde. Körfez ülkeleri de fosil yakıtları yenilenebilir enerji yatırımlarıyla dengelemeye çalışıyor. Avrupa doğalgazda konfor sıcaklığını 19 dereceye düşürerek enerji verimliliğinde inanılmaz işler yapıyor. Bir derecelik düşüş, 22 milyar metreküp daha az doğalgaz tüketimi demek. Benim düşüncem, enerjide 2035’ten sonra hızlı bir geçiş olacak, hidrojende de maliyetler düşecek. Avrupa hidrojene geçiyor. Türkiye’nin hidrojende de avantajı var. TANAP gibi doğalgaz hatlarıyla hidrojen de taşımak mümkün. Türkiye’de enerji sektöründe firmaların teknik eleman konusunda sıkıntısı var. 

 

İHRACATTA DÖVİZ KURU ÖNEMLİ BİR UNSUR

 

Şenol Aras-Hazır Giyim ve Konfeksiyon Meslek Komitesi: Enflasyon ve döviz kuru konusunda piyasada farklı tahminler var. Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, yıl sonu enflasyon hedeflerinin yüzde 36 olduğunu açıkladı. Hepimiz enflasyonun düşmesini destekliyoruz. Ancak sanayi ve ihracatta durgunluk sinyalleri de artıyor. Meslek grubumuzdaki arkadaşlarımız, döviz kurunun enflasyonun gerisinde kalması sebebiyle rekabet güçlerinin gerilediğini söylüyor. Döviz kuru enflasyon oranında artmalı. İhracat pazarlarında büyüme önemli fakat bu döviz kurunun önemsiz olduğu anlamına gelmiyor. İhracatta döviz kuru önemli bir unsur. Türkiye gibi gelişmekte olan diğer ihracatçı ülkelerde yapılan araştırmalar da bunu destekliyor. Merkez Bankası araştırma raporlarında da döviz kurunun ihracatta önemli bir etken olduğunu görüyoruz. İhracat için dış pazarlardaki durumun önemine dikkat çekilirken bazı sektörlerde ise döviz kurunun daha önemli olduğu belirtilmiş. Yani reel kurun ihracat üzerindeki etkisi tespit edilmiş. İhracatın kalıcı temelleri için teknoloji, inovasyon ve kalite belirleyici. Bunu elbette kabul ediyoruz. Ancak şu anda kur artışının enflasyon altında kalması, rekabet gücünü de olumsuz etkiliyor. Yapılan anketler, rekabet gücümüzün pandemi öncesine göre daha düşük olduğunu da gösteriyor. Kısa vadede fabrika ayarlarına dönmeliyiz, yani ekonomide makro dengeler sağlanmalı. Enflasyon yüzde 5, sonra yüzde 2 seviyesine gerilemeli. Enflasyonda böyle bir düşüş sağlandığında, ihracatta döviz kuru belirleyici olmaktan çıkacak. Teknoloji, inovasyon ve kalite belirleyici olacak.

 

MAKİNALAR TAMAM, PERSONEL ARIYORUZ

 

Mehmet Doğan- Altyapı İnşaatı Meslek Komitesi: Personel eksikliği depremde de karşımıza çıktı. Birçok inşaat makinasını deprem bölgesine göndermemize rağmen kullanacak personel bulunamadı. Medyada da görüldüğü gibi operatör maaşları gündem oluyor. Sektörümüzdeki eleman eksikliği o kadar fazla ki, artık elemanlarımız ücretlerini kendi belirler hale geldi. Tüm çalışanlarımız bizim için değerli ve daha fazla çalışanımız olması için yeni projeler geliştirmemiz gerekiyor. Çünkü makina ve araç yatırımlarımızı artırırken eleman konusunda oldukça dar boğaza girmiş durumdayız. Ana eleman konusunda kısa vadede çözüm için keskin adımlar atmalıyız. 

 

KABİS KONUSUNDA SON AŞAMAYA GELDİK

 

Hidayet Yıldırım-Taşıt Kiralama ve İlgili Hizmetler Meslek Komitesi: Sektörümüz için 2023 yılı zor bir yıl oldu. Faizlerin yükselmesi, krediye erişimin zorlaşması, otomobil tedarikinde ilk 9 ayda yaşanan sorunlar gibi olumsuzluklar vardı. Global ekonomideki olumsuz koşulların 2024 yılında da devam edeceği kanaatindeyim. Komite olarak sektörümüzün sorunlarına çözüm için çalışmalarımıza devam ediyoruz. Sektörümüzün gündeminde üç konu var. Birincisi, Kiralık Araç Bildirim Sistemi yani KABİS adı verilen sistem. Sektörümüzün bu konudaki talep ve önerileri çerçevesinde İTO Yönetim Kurulu Üyemiz Salih Sami Atılgan’ın başkanlığında sektör temsilcileri, hukuk müşavirleri ve Emniyet Genel Müdürlüğü yetkililerinin de katıldığı istişare toplantıları yapıyoruz. Toplantılar neticesinde, KABİS konusunda son aşamaya geldik. Diğer iki konumuz, işleten sıfatı ve emniyeti suistimal. Adalet Bakanlığı ile yaptığımız görüşmeler akabinde, bu konuların hukuku yönüyle ilgili olarak akademik görüş çalışmamız da var. Prof. Dr. Mahmut Koca ve Prof. Dr. Ömer Çınar’dan hukuki görüş de talep ettik. Hocalarımızdan gelecek görüş akabinde, kanuni düzenleme talebimizle ilgili raporumuzu Bakanlığımıza arz etmiş olacağız. Sektörün bu üç konusunun 2024 yılında da takipçisi olacağız. Çözümü konusunda İTO Yönetim Kurulu’ndan da destek rica ediyoruz. Ülkemize gelen turistlerin ilk karşılaştığı işletmeler, havalimanlarındaki araç kiralama şirketleri. Yani bu firmalar, ülkemizi temsil ediyor. Turizmdeki önemi de göz önünde bulundurularak sektörümüze mesleki yeterlilik standartları getirilmeli. Mesleki yeterlilik standartlarında, genel konular da belirlenmeli. Bu hususta çalışma başlatılma-sını talep ediyoruz. Hizmet ihracatının tanımında, hizmetin yurt dışında ikamet edenlere verilmiş olması var. Turizmdeki faaliyetlerimiz hizmet ihracatı olarak kabul edilmeli. Hizmet ihracatı kapsamına alınarak, teşvik ve desteklerden faydalanılması sektördeki yatırımları artırır. Bu konuda da İTO Başkanımız Şekib Avdagiç’ten destek rica ediyoruz.

 

SPOR, BİRLİĞİ ARTIRIYOR

 

Ahmet Ural-Tekstil Yan Sanayi Ürünleri Meslek Komitesi: Aralık ayında İTO Spor’un yeni yönetimi seçildi. Yeni yönetime başarılar diliyorum. İTO Spor’un basketbol şubesinde küçük takım, genç takım ve yıldız takım olmak üzere 3 takımımız var. Bu takımlarımızın birçok başarısı bulunuyor. Genç takımımızla ilk hedefimiz İstanbul şampiyonu olmak. Başarılı sporcularımızı meclisimizde ağırlamalıyız. Öneri olarak İTO Spor’a yeni bir şube kazandırmalıyız. Mesela karate dalıyla başlayabiliriz. Bir diğer önerim ise İTO meclis üyeleri arasında bir futbol turnuvası düzenlenebilir. Spor müsabakaları hem tanışmamıza neden olur hem de birliğimizi artırır. 

 

Öte yandan üyelerimize millet bahçesinde yürüyüş etkinlikleri düzenlemeliyiz. Çünkü sağlam kafa sağlam vücutta bulunur.

12 Şubat 2024 Pazartesi

İmalatçı KOBİ'lerin yalın üretim teknikleri ve dijital dönüşümleri Model Fabrika uygulamalarıyla hızlandırılacak.


 

Yetkinlik ve Dijital Dönüşüm Merkezleri (Model Fabrikalar) eğitim ve danışmanlık hizmetleriyle sürekli iyileştirme, yalın üretim, dijital dönüşüm gibi konularda işletmelerin mevcut yapısını değiştirip insan, makine, ekipman, ham madde, malzeme, zaman ve enerji kaynaklarını verimli kullanmalarını ve rekabet güçlerini artırmayı amaçlıyor.

 

Milli Teknoloji Hamlesi vizyonu kapsamında odak alanlarda stratejilerin hazırlanması, sanayiye ilişkin analizler yapılması, verimliliğin artırılması, çeşitli kamu politika araçlarıyla yerli üretimin ve teknolojik kabiliyetlerin geliştirilmesi, üreticilerin yatırım, üretim ve finansman sürecinin kolaylaştırılması, Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı ile öncelikli sektörlerle yüksek teknolojili ürün üretiminin desteklenmesi hedefleniyor.

 

Model Fabrika uygulamaları ile imalatçı KOBİ'lerin yalın üretim teknikleri ve dijital dönüşümlerini hızlandırmaları sağlanıyor.

 

MODEL FABRİKA SAYISI 14'E ÇIKACAK

 

Adana, Ankara, Bursa, Gaziantep, İzmir, Kayseri, Konya ve Mersin'de Model Fabrikalar hizmet veriyor. Malatya, Samsun, Denizli, Trabzon, Kocaeli ve Eskişehir'de kurulması planlanan söz konusu fabrikalar için illerde yürütücü kuruluşlarla Stratejik Araştırmalar ve Verimlilik Genel Müdürlüğü arasında işbirliği protokolleri imzalandı.

 

Model Fabrika kurulacak illerde bilgilendirme toplantıları düzenlendi. Yeni kurulumlarda, mevcut Model Fabrika deneyimlerinden faydalanılması amacıyla danışman Model Fabrika eşleşmeleri yapıldı ve gerekli bilgilendirmeler sağlandı. Eskişehir ve Samsun'da Model Fabrikaların bu yıl faaliyete geçmesi planlanıyor.

 

5 ODAK NOKTASI BULUNUYOR

 

Model Fabrikalarla hata yapma özgürlüğünün olduğu gerçek bir üretim ortamında, deneyimsel öğrenme teknikleri kullanılarak verimlilik temelli dönüşümün öğretilmesini ve yaygınlaştırılmasını sağlayan eğitim ve danışmanlık hizmetlerinin verilmesi amaçlanıyor.

 

Söz konusu fabrikaların, farkındalık ve deneyimsel eğitimler, öğren-dönüş programları, proje uygulama ve işbirliği faaliyetleri gibi 5 ana odak noktası bulunuyor. Belirlenen işletmelere öğren-dönüş programı kapsamında deneyimsel eğitimler ve danışmanlık/koçluk hizmetleri de veriliyor.

 

Türkiye'nin verimlilik odaklı ulusal kalkınması için önemli araçlarından olan Model Fabrikalar, yalın ve dijital dönüşüm uygulamaları ile Öğren-Dönüş programlarını daima merkezde tutan, verimlilik ekosisteminin temel aktörleri ile işbirlikleri kuran, kurumsal kapasite ve yetkinlik gelişim esasıyla kendisini sürekli yenileyen, stratejik bir anlayışla yönetilen ve faaliyetleri sonucunda izlenebilir, etkisi ölçülebilir ve ölçeklenebilir çıktılar üretmesi için kurgulanan eğitim ve danışmanlık merkezleri olarak kabul ediliyor.

 

VERİMLİLİKTE YÜZDE 76'YA, ÜRETİMDE YÜZDE 140'A VARAN ARTIŞ

 

Öte yandan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, işletmelerde verimliliğin artırılması ve dijital dönüşüm süreçlerinin hızlandırılması adına "Model Fabrika"ları hayata geçirdiklerini, bu fabrikalarda işletmelerle birlikte dijital dönüşüm, sürekli iyileştirme, yalın üretim gibi alanlarda eğitim ve danışmanlık hizmetleri sunduklarını, destek sağlanan işletmelerde önemli düzeyde performans artışlarına tanık olduklarını anlatmıştı.

 

Verimlilikte yüzde 76'ya, üretimde yüzde 140'a varan artışın yanı sıra ürün maliyetinde yüzde 18 tasarruf sağladıklarını aktaran Kacır, "Elde edilen rakamlar, gelecek adına bizleri umutlandırıyor. Önümüzdeki dönemde de 8 olan model fabrika sayımızı 14'e çıkarmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz." diye konuşmuştu.

25 Şubat 2024 Pazar

Akademisyenler, piyasalarda riskli enstrümanlara da erişimi kolaylaştıran teknolojik gelişmelerden, finansal okuryazarlığı artırmak için yararlanılabileceğini belirterek, küçük yatırımcılara finansal okuryazarlıklarını artırmaları önerisinde bulundu.


 

sermaye piyasalarında farklı yatırım araçlarına yönelim giderek artarken finansal okuryazarlığa yönelik çalışmalar da hızlandı. Bu anlamda sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarının yanında, finansal okuryazarlık 2024 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı'nda da yer aldı.

 

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında gerçekleştirilen şubat ayı Ekonomi Koordinasyon Kurulu (EKK) toplantısında konu ele alınırken, sermaye piyasalarının derinliği ve etkinliğinin artırılarak kaynakların daha üretken alanlara yönelmesi amacıyla finansal okuryazarlığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdüğü belirtildi.

 

Toplantı sonrası yapılan açıklamada, bu çalışmalarla bireysel tasarrufların daha etkin kullanılması ve makro düzeyde tasarruf oranlarının artırılmasının amaçlandığı vurgulandı.

 

ÖĞRENCİLERE FİNANSAL OKURYAZARLIK DERSLERİ

 

Gaziantep Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Halil Ekşi, finansal okuryazar olabilmek için ileri düzeyde finansal bilgiye sahip olma zorunluluğunun olmadığını söyledi.

 

Serbest piyasa ekonomisinin yaygınlaşması ve sermaye piyasalarına sunulan enstrümanların çeşitlenmesinin finansal farkındalığın oluşmasını sağladığını belirten Ekşi, son yıllarda özellikle bireysel yatırımcıların varlıklarını, borsada ve kripto paralarda değerlendirdiğini ifade etti.

 

Ekşi, bu durumun finansal okuryazar olmayı gerekli kıldığına dikkati çekerek "Finansal piyasalarda ürün çeşitliliğinin artması, ekonomik değişimler ve nüfusun artması yatırımcı sayısının yükselmesine sebep olmuştur ancak sadece yatırımcı sayısının çoğalması değil aynı zamanda nitelikli ve bilgili yatırımcının artması gereklidir." dedi.

 

Araştırmaların, Z kuşağı olarak tanımlanan 18-25 yaş arası gençlerin dörtte birinin borsaya yöneldiğini gösterdiğini ifade eden Ekşi, bu gençlerin sadece üçte birinin finansal bilgiye sahip olduğunu aktardı. Ekşi, son yıllarda sosyal medyanın gençlerin kararları üzerinde etkili olabildiğini ve bunun riskleri artırdığı değerlendirmesinde bulunarak, şunları kaydetti: “Gençlerin yatırım kararı alırken sosyal medyanın etkisi altında kaldığı, kişi veya kişilerin tutumlarına göre karar verdiği açıktır ancak sırf moda veya bir trend olarak finansal okuryazarlığa sahip olmayan kişilerin yatırım kararı almaları, alınan kararların riskli olabileceğini göstermektedir. Sadece sosyal medyaya bakarak yatırım kararı almak veya finansal bilgi öğrenmeye çalışmak doğru değildir.”

 

Türkiye için de finansal okuryazarlığın gelişmesinin önemli olduğunu vurgulayan Ekşi, gelişmiş bir finansal okuryazarlığın o ülkenin ekonomik politikalarının istikrarlı ve başarılı şekilde uygulanmasına olumlu yansıdığının altını çizdi. Ekşi, bu anlamda finans dersleri, üniversitede çeşitli konferans ve etkinliklerle gençlerin finansal okuryazarlığını artırmaya çalıştıklarını belirtti.

 

BAZI SOSYAL MEDYA PLATFORMLARI FİNANSAL OKURYAZARLIĞI DESTEKLİYOR

 

Doğu Akdeniz Üniversitesi İşletme ve Ekonomi Fakültesi Bankacılık ve Finans Bölümü Başkanı Yrd. Doç. Dr. Nigar Taşpınar ise sermaye piyasalarına artan ilgiye paralel bir şekilde finansal okuryazarlığın artmadığını ifade etti.

 

Taşpınar, bireylerin geleceğe dair güvensizlik, belirsizlik ve kaygı gibi psikolojik faktörlerden etkilenmelerinin, finansal okuryazarlık seviyesinin katılımcı sayısıyla aynı doğrultuda artış göstermemesinin temel sebepleri olduğunu söyledi.

 

Sosyal medyanın, finansal okuryazarlık üzerindeki etkilerinin çok yönlü olduğunu belirten Taşpınar, bu alandaki platformların, çevrim içi eğitim imkanlarına erişim sağlamasıyla finansal okuryazarlığı desteklediğine dikkati çekti.

 

Taşpınar, sosyal medyanın olumsuz etkilerine yönelik ise "Sosyal medya platformları, yatırımcıları spekülatif davranışlara itebilir. Popüler trendlere katılma arzusu, bilinçli yatırım kararlarının yerine spekülatif eğilimlere yol açabilir. Bu tavsiyelerin güvenilirliği konusunda dikkatli olunmalı. Herkesin finansal uzman olmadığı unutulmamalıdır." değerlendirmesinde bulundu.

 

Teknolojinin ilerlemesiyle finansal okuryazarlığı artırmak için birçok dijital platform ve mobil uygulamanın hayata geçtiğini ifade eden Taşpınar, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Finansal Okuryazarlık ve Erişim Derneği, birçok banka ve sivil toplum kuruluşunun bu konuda çalışmalar yürüttüğünü de hatırlattı.

 

Taşpınar, üniversitelerdeki bu alana yönelik çalışmalara dair şunları kaydetti: "Akademik çalışmaların, finansal okuryazarlığın artırılmasına yönelik stratejilerin geliştirilmesinde önemli bir rol oynadığı düşünülmektedir. Bu çabalar, bireylerin finansal konularda daha bilinçli olmalarını sağlayarak ekonomik refahlarını artırmayı hedefler ve toplum genelinde finansal okuryazarlık seviyelerini iyileştirmeyi amaçlar."

25 Şubat 2024 Pazar