tatil-sepeti

Enerji sektörü, 2026'da devreye girecek Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizması'nın (SKDM) ardından bu yıl ekimde pilot uygulamaya geçmesi planlanan Emisyon Ticaret Sistemi'ne (ETS) yönelik hazırlıklara hız verdi.



 

Karbon Düzenlemesi Mekanizması'na (SKDM) uyum kapsamında enerji, çimento, gübre, demir çelik, alüminyum ve hidrojen gibi birçok sektördeki ürün ve hizmetlere ilişkin karbon beyanında bulunulması zorunlu olacak.

 

Avrupa Birliği (AB) ülkelerine ithal edilen mallara yönelik uygulanacak SKDM, geçen yıl 1 Ekim itibarıyla deneme aşamasına girdi. Söz konusu mekanizma için 31 Aralık 2025'e kadar bir geçiş dönemi belirlendi.

 

AB'ye önemli miktarda ihracatı olan ve 2053 karbon nötr hedefine ulaşmayı hedefleyen Türkiye de bu kapsamda enerji sektöründeki dönüşümü planlamaya başladı.

 

Enerjisa Commodities Yönetici Direktörü Yusuf İlimsever, 2026'da SKDM'nin başlamasıyla Türkiye'de emisyon ticaret sisteminin de hayata geçeceğinin öngörüldüğünü söyledi.

 

Bu süreçte şirketlerin karbon emisyonu yaydıkları alanları tanımlamaları, ölçüm yapmaları ve azaltım için uzun vadeli planlamalara başlamalarının önemine işaret eden İlimsever, Türkiye'de emisyon azaltımı ve enerji verimliliği bilincinin de artması gerektiğini dile getirdi.

 

İlimsever, emisyon ticaret sisteminin başarılı olması için belirli aşamaların tamamlanması gerektiğini ifade ederek, şunları kaydetti: "Öncelikle kotalar, işletmelerin emisyon azaltma potansiyelini dikkate alarak belirlenmelidir. Emisyon kredileri piyasası likit olmalıdır. Böylece kotanın altında veya üstünde emisyon yayan işletmeler bu kredilerin alım satımını yapabilir. Fiyatlar ise piyasa tarafından belirlenebilir. Etkili bir ETS için karbon fiyatlandırmasının adil ve etkili bir şekilde yapılması gerekmektedir. Karbon azaltımına yönelik mali teşvikler, şirketleri çevre dostu teknolojilere yatırım yapmaya teşvik etmelidir. Oluşacak fonlar ise amacına uygun şekilde yeşil dönüşüme katkı sağlayacak alanlarda kullanılmalıdır."

 

ETS, TEMİZ ENERJİ TEKNOLOJİLERİNE YATIRIMI TEŞVİK EDECEK

 

İlimsever, enerji sektöründe daha düşük maliyetle emisyon azaltımı sağlayabilen şirketlerin rekabet avantajı elde edeceğini belirterek, "Bu ekonomik rekabet gücü de yatırımları ve yenilenebilir enerji pazarındaki büyümeyi teşvik edecektir. ETS'nin sağladığı öngörülebilirlik enerji şirketlerinin uzun vadeli plan yapmalarına olanak sağlayacaktır. ETS, enerji şirketlerini emisyonlarını dengelemek için karbon yakalama ve depolama teknolojilerine yatırım yapmaya teşvik edecektir. Bu teşvik, sektördeki genel sera gazı azaltımına da katkıda bulunacaktır." dedi.

 

ETS'nin başlamasıyla sisteme dahil sektörlerdeki yükümlü şirketlere ücretsiz tahsisat dağıtımı yapılacağını anlatan İlimsever, şunları söyledi: "Sonrasında birincil karbon piyasasıyla aylık tahsisat ihaleleri düzenlenecek. Birincil karbon piyasası ihalelerinde oluşacak fiyat karbon referans fiyatını belirleyecek. İkincil karbon piyasası ise sürekli ticaret usulü ile işletilen bir spot karbon piyasasını ve ikili anlaşmaları içerecektir. İkincil karbon piyasası sayesinde yükümlü şirketler fazla tahsisatlarını satabilecek, tahsisatlarından fazla emisyon yayan şirketler ise hem birincil karbon piyasası ihalelerinden hem de ikincil karbon piyasasından tedarik sağlayabilecekler. İhale sisteminde elde edilen gelirler, ETS kapsamındaki sektörler başta olmak üzere kurum ve kuruluşların yeşil dönüşüm uygulamaları için kullanılacaktır."

 

AB ÜLKELERİNE İHRACAT YAPAN ÜLKELER HAZIRLIK YAPIYOR

 

Limak Enerji Üst Yöneticisi Birol Ergüven de ETS'ye geçişte altyapı ve yasal düzenlemenin hızla tamamlanmasının önemli olduğuna işaret ederek, "Kotaların dağıtımı, emisyonların ölçümü ve bunların denetlenmesi nasıl yapılacak? Bu denetimler sonucunda oluşan rakamların ticarete dönmesi, belli platformlarda alınıp satılması zor değil ama işin ölçülmesi, sertifikalandırılması, şeffaf halde olması, AB tarafından kabul görmesi saha çalışmasını gerektiriyor." diye konuştu.

 

Ekim ayında ETS'de test aşamasına geçileceğini ifade eden Ergüven, "Birincisi karbon vergisi bir gerçek ve önümüze çıkacak ama her şey bir kenara Türkiye gibi üretim yapan ve ağırlıklı olarak bunu AB ülkelerine satan her ülke şu an hazırlık yapıyor. Çin de hazırlık yapıyor, Amerika da hazırlık yapıyor. Herkes bu konuda sağlıklı, işleyen, şeffaf, adil bir altyapı kurmak için uğraşıyor. Onun için biz de hem ülke hem de şirket olarak bir çaba içindeyiz." değerlendirmesinde bulundu.

 

Ergüven, Enerji Piyasaları İşletme AŞ (EPİAŞ) bünyesinde kurulması planlanan sisteme yönelik çalışmaları yakından izlediklerini belirterek, şunları kaydetti: "Karbon ticareti konusunda grup şirketlerimizde zaten enerji ticareti yapan departmanlarımız var. Hem mevcut santrallerin ticari işletmesini yapıyor hem karbon sertifikaları üretiyorlar. Yenilenebilir enerjiden ürettiğimiz karbon sertifikalarının uluslararası piyasada satışını da yapıyorlar. Türkiye'de emisyon ticaret sistemi oturduğunda, karbon ticaretini yapacak altyapıya sahibiz. Limak Holding olarak baktığımızda ETS'nin çalışması için gerekli görevi kendi adımıza bugünden tamamladık diyebilirim. Diğer taraftan santrallerimiz, üretim tesislerimizin de daha az emisyon üretmesi, daha çevreci olması, kendi enerjisini yenilenebilir kaynaklardan üretmesi için de çalışmalarımız zaten uzun süredir devam ediyor."

 

"SİSTEM ŞEFFAF VE ADİL OLMALI"

 

Ergüven, yeni dönemde sistemin hayata geçmesiyle karbon vergisinin de gündeme geleceğini belirterek, "Termik santrallerin üzerine karbon vergisiyle gelecek ek maliyetler, yenilenebilir enerji finansmanı için harcanırsa ve mevzuat bu yönde kolaylaştırılırsa, zaten amaç yerine gelmiş olacak." dedi.

 

Sistemin başarılı olması için bazı şartların sağlanması gerektiğine dikkati çeken Ergüven, şunları kaydetti: "Sistem son derece şeffaf ve adil olmalı. Aslında Türkiye'deki emisyonun büyük bir kısmının kaynağı, elektrik üretimidir. Burada gelecek olan vergiler sektörü öldürmeyecek ama dönüşmesine neden olacak boyutlarda olmalı. Çünkü burada dönüşüm istense de mali açıdan, teknolojik açıdan çok hızlı olmayacak. Teşvik edici, kolaylaştırıcı etki yaratmalı. Bir anda duvara çarpar gibi bir etki yaratırsa bu tüm enerji sistemini kötü etkiler. Karbon vergisi evet olmalı ama dönüştürücü etkiye sahip olmalı, motive etmeli. Buradaki vergi yükü şirketlerin karşılayabileceği boyutlarda olmalı ki dönüşüm için güçleri olsun. Dönüşüm zaten pahalı bir de üzerine aşırı vergiler gelirse sektör, dolayısıyla tüm elektrik kullanıcıları bundan zarar görür. En önemli konu sonuçta termik santral yoğunluğunun azalarak yenilenebilen enerjiye geçişin hızlandırılması lazım. Bunun için de çok net ucuz finansman olması lazım."

12 Şubat 2024 Pazartesi

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Haberleşmede birinci etapta 5G'ye geçmeyi, ikinci etapta da 6G'nin hazırlıklarını yapmayı planlıyoruz" dedi.


 

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Kızılcahamam'da bir otelde düzenlenen Mühendislik Meslek Kanunu ve Teknik Hizmetler Sınıfı Çalıştayı'na katıldı.

 

Uraloğlu, burada yaptığı konuşmada, İsrail'in Filistin'e yönelik saldırılarının bir an önce sonlanması ve Filistin'in özgürleşmesi temennisinde bulundu.

 

Çalıştayda birçok konunun değerlendirileceğini ifade eden Uraloğlu, kamuda çalışan meslek gruplarının ücretlerindeki farklılığın arz-talep dengesiyle alakalı olduğunu söyledi.

 

Uraloğlu, hiçbir meslek grubunu ötekileştirmeden, bir bütünün parçaları şeklinde, doğru planlamayla, önce hangi meslek grubuna ihtiyaç varsa onun yetiştirilmesi gerektiğini bildirdi.

 

Liyakat sahibi çalışanlara sahip çıkılması gerektiğini vurgulayan Uraloğlu, "Biz, bütün elemanlarımızı, teknik personelimizi, mühendislerimizi iyi yetiştireceğiz. Onların haklarını aramada da sendikalar gerçekten kıymetli, güzel hizmetler yapıyor. Çünkü tek taraflı bakarak her şeyi göremezsiniz. Birilerinin size farklı bakış açılarını da göstermesi gerekir." diye konuştu.

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın gerek başbakanlığı gerekse cumhurbaşkanlığı döneminde çalışanların birçok hakkının teslim edildiğini dile getiren Uraloğlu, "Sizin taleplerinizi, bizim taleplerimizi karşıladı. Bundan sonra da karşılayacak lider ve irade Sayın Recep Tayyip Erdoğan'dır." değerlendirmesinde bulundu.

 

HABERLEŞMEDE HEDEF BİRİNCİ ETAPTA 5G'YE GEÇMEK, İKİNCİSİ 6G

 

Uraloğlu, Türkiye'de 660 bin civarında çalışan mühendis olduğu bilgisini verdi. Bakanlık olarak yük, yolcu ve data taşıdıklarına dikkati çeken Uraloğlu, şunları kaydetti: "AK Parti hükümetleri döneminde 22 yılda yaklaşık 273 milyar dolarlık ulaştırma ve altyapı yatırımı yaptık. Bundan sonra da 2053'e kadar yaklaşık 200 milyar dolarlık daha yatırım yapacağız, bunu planladık. Kara yolunda 2028'e kadar 2 bin kilometreye yakın otoyol yapacağız. Demir yollarındaki 14 bin kilometre olan uzunluğumuzu yaklaşık 18 bin kilometreye çıkaracağız. Hava yolundaki 57 havalimanımızı 61'e çıkaracağız. Deniz ticaretini geliştirerek 'mavi vatan'daki etkinliğimizi artıracağız ve haberleşmede birinci etapta 5G'ye geçmeyi, ikinci etapta da 6G'nin hazırlıklarını yapmayı planlıyoruz. Buradaki çalıştayda gündem olan kanun ve hakların savunulması için biz de gerekli mevzuat düzenlemelerini ulaştırma alanında yapmak istiyoruz. Adil erişimi, verimliliği artırmak istiyoruz. Güveni artırmak toplumun refahını yükseltmek ve ulaşım alanında dünya sıralamasındaki yerimizi yükseltmek hedeflerimiz arasında."

 

Türkiye'nin bulunduğu coğrafyanın önemine değinen Uraloğlu, "Tarihin hangi dönemine bakarsanız bakın bu coğrafya kıymetli olmuş. Sadece 4 saatlik uçuşla 67 ülkeye gidebiliyoruz. Yaklaşık 1,5 milyarlık nüfus ve 40 dolarlık bir gayrisafi milli hasıla var ve yaklaşık 8,5 trilyon dolarlık ticaret hacmine sahibiz." dedi.

 

Türkiye üzerinden geçecek koridorlara yönelik çalışmaları anlatan Uraloğlu, Kalkınma Yolu koridorunun, tamamlandığında sadece bir ulaşım hattı olmayacağını, aynı zamanda bir güvenlik koridoru olacağını dile getirdi.

 

"ÇUKUROVA HAVALİMANI'NI ÖNÜMÜZDEKİ AY HİZMETE AÇMIŞ OLACAĞIZ"

Uraloğlu, kara yollarında birçok iş yaptıklarını ve çok fazla yük taşındığını belirterek, buradaki yükün demir yolları tarafına aktarılması gerektiğini söyledi.

 

Akıllı şehirler, yollar ve elektrikli araçlara yönelik projeler yapacaklarını aktaran Uraloğlu, bölünmüş yol ağında, teknolojik köprülere, viyadüklerden tünellere, demir yolundan havalimanlarına kadar birçok projeyi hayata geçirdiklerini bildirdi.

 

Uraloğlu, hizmetleri herkese yönelik yaptıklarına işaret ederek, şöyle konuştu: "Bunun örneği İstanbul'dur, Ankara'dır, İzmir'dir, bütün Türkiye'dir. Siyasi tercihinden dolayı asla cezalandırmadık, hizmetimize devam ettik. Daha güzel hizmetler yapabilmek için büyükşehirlerle, mahalli belediyelerle işbirliği halinde gitmemizde fayda var. Onun için şu önümüzdeki 31 Mart'taki mahalli seçimler hepimiz için kıymetli. Pazartesi günü inşallah Kazlıçeşme ile Sirkeci arasındaki çevreci bir projeyi hizmete açacağız. Turgut Altınok Başkanımız ile de konuştuk, Ankara'yı Esenboğa'ya bağlamak için bir proje revizyonu yapıyoruz, Cumhurbaşkanı'mıza da bunu arz ettik. Onu da önümüzdeki süreçte hayata geçirmeyi planlıyoruz. Antalya Havalimanı'nı ciddi şekilde genişletiyoruz. Devam eden projelerden Trabzon'a yeni bir havalimanı planlıyoruz, yeterli değil. Yozgat ve Bayburt-Gümüşhane devam ediyor, onları önümüzdeki süreçte bitireceğiz. Çukurova'yı da önümüzdeki ay bitirerek hizmete açmış olacağız."

 

Uraloğlu, denizciliğin de kendileri için kıymetli olduğuna işaret ederek, liman sayısını 217'den 255'e çıkaracaklarını ve yeşil liman uygulamalarını başlatacaklarını sözlerine ekledi.

25 Şubat 2024 Pazar

Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, "Uluslararası delegasyonlarda, heyetlerde, ziyaretlerde savunma sanayisi konuları, diğer konularla birlikte mutlaka gündemde oluyor" dedi.


 

Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, dış politikada izlenen stratejiyle birlikte savunma sanayisinde yaşanan gelişmelere dikkati çekerek, "Uluslararası delegasyonlarda, heyetlerde, ziyaretlerde savunma sanayisi konuları, diğer konularla birlikte mutlaka gündemde oluyor." diye konuştu.

 

Görgün, savunma sanayisinin gündemdeki konularına ilişkin değerlendirmede bulundu.

 

İhracatın finansmanı konusunda Hazine ve Maliye Bakanlığı ile görüşmelerini sürdürdüklerini belirten Görgün, bu amaca yönelik geliştirmelerin en doğru adresinin Bakanlık olduğunu söyledi. Görgün, "Ekiplerin detaylandırması gerekiyor ama Hazine ve Maliye Bakanlığımız savunma sanayisiyle ilgili her konuya çok açık. Buradan nasıl bir sonuç çıkar, ona hep beraber bakacağız. Hangi modeller, nasıl şekillenebilir, daha henüz başındayız." dedi.

 

Çeşitli ülkelerden savunma sanayisi ürünlerine gelen talebin karşılanmasına yönelik altyapı kapasitesine ilişkin bilgi veren Görgün, tüm görüşmeleri bu durumu dikkate alarak yaptıklarını ifade etti.

 

Görgün, "Şirketlerimiz de çok ciddi altyapılara kavuştular. Seri üretimde ihtiyaç duyulan altyapıların karşılanması için tüm şirketlerimiz yatırımlarını yaptılar. Bunların açılışları yavaş yavaş olacak. Verdiğimiz sözü zamanında tutabilmek üzere o planlamaları yapmaya devam ediyoruz." diye konuştu.

 

"YETİŞTİREMEDİK BAHANESİNİN ARKASINDA OLMAYIZ"

 

Kapasitelerini genişlettikleri alanları gözeterek çalıştıklarını vurgulayan Görgün, "Sipariş aldık ama altyapımız veya insan kaynağımız yeterli değil, onun için yapamadık, yetiştiremedik bahanesi arkasında hiçbir zaman olmayız. Hesaplamadan da yola çıkmayız. Şirketlerimiz bunun çok farkındalar." değerlendirmesinde bulundu.

 

Görgün, savunma sanayisi alanında ihtiyaç olduğu zaman dünyadaki herkesten önce o ihtiyacı karşılayabilir bir altyapının bulunmasının çok önem taşıdığına dikkati çekerek, "Ürün veya alt ürün bazında 'full' kapasite altyapılar ve ihtiyaç olduğu zaman tam kapasite çalışabilecek altyapılar, bunları belirleyerek yatırımlarımızı şirketlerimizin yapmasını telkin ediyoruz." dedi.

 

"İHA'LARIN TESLİM ZAMANIYLA İLGİLİ HİÇ ŞİKAYET ALMADIK"

 

Havacılık alanında özellikle insansız hava araçlarına (İHA) çok fazla talep olduğuna işaret eden Görgün, şöyle konuştu: "Hem BAYKAR hem TUSAŞ bunlara göre planlarını yapıyorlar. BAYKAR zaten bu alanda dünya lideri. SİHA’lar konusunda en fazla ihracat yapan birinci şirket dünyada. Onlar da 34-35 ülkeye ulaştılar ihracatta. Yeni siparişleri var, bu siparişlere göre altyapılarını, kapasitelerini müşterinin beklediği zaman diliminde teslim edebilmek, tedarike karşılık verebilmek adına kendi içlerinde planlamalar yapıyorlar."

 

Görgün, İHA'ların teslim zamanıyla ilgili hiç şikayet almadıklarını dile getirerek, "Bizim için dürüstlük, güven, ilişki içinde olduğunuz muhataplarımıza karşı oluşturduğumuz iş ahlakı çok önemli. BAYKAR da bunun en güzelini sergiliyor. Verdikleri bir söz varsa teslim tarihinden hep önce verdiler." ifadelerini kullandı.

 

"İHA'LARIMIZ GURURUMUZ"

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Mısır'a gerçekleştirdiği ziyarette görüşülen konular arasında savunma sanayisinin de olduğunu belirten Görgün, görüşmelerde Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi'nin Türkiye'ye yapacağı ziyaretin de konuşulduğunu bildirdi.

 

Görgün, Mısır'daki şirketler ve oradaki muhataplarla bir çalıştay düzenledikleri bilgisini vererek, "Sayın Cumhurbaşkanları da savunma sanayisindeki işbirliğini desteklediler. Somut çıktılar kısa zamanda ortaya çıkar ama alanlar aşağı yukarı şekilleniyor." dedi.

 

Herhangi bir ülkeyle savunma alanında ilk konuşulan konunun İHA'lar olduğunu vurgulayan Görgün, "İHA'larımız gururumuz, medarıiftiharımız. Ortaya koydukları başarı, sahadaki başarıları herkes tarafından takdirle izleniyor, biliniyor." diye konuştu.

 

Görgün, savunma sanayisinin yerlileşmesi ve millileşmesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın inanılmaz bir katkısı olduğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti: "Sayın Cumhurbaşkanı'mızın ne olursa olsun koşulsuz desteği var, bizlere verdiği motivasyon, cesaret var. Savunma sanayisiyle ilgili önüne getirdiğimiz her konuda bize verdiği destek var. Uluslararası alanda da bizim dost ve müttefik ülkelerle var olan sistemlerimiz ve bunların ihracatıyla ilgili konular gündemde olduğunda her zaman en büyük destekçimiz Cumhurbaşkanı'mız oluyor. Uluslararası delegasyonlarda, heyetlerde, ziyaretlerde savunma sanayisi konuları diğer konularla birlikte mutlaka gündemde oluyor."

 

Farklı alanlarda, platformlarda ve sistemlerde çalıştıklarını belirten Görgün, mart ayına kalmadan savunma sanayisi alanında birçok müjdeyi paylaşabileceklerini söyledi.

 

SEKTÖRÜN GELECEĞİNE YATIRIM

 

Haluk Görgün, sektörde gençlere yönelik eğitim programlarına da değinerek, savunma sanayisi akademilerini, şirketlerin tüm akademik birimleriyle birleştirdiklerini bildirdi.

 

Birimleri ortak bir hedefe yönlendirecek şekilde hizalamaya gayret gösterdiklerini ifade eden Görgün, "Birçok eğitim programımız var. Çalışanlara, öğrencilere, mezunlara, sektörün içinde ve dışında olanlara, üniversiteye ilk başlayanlara, bitirmek üzere olanlara hatta alan bazlı veya konu bazlı yetkinlik kazandırmaya varana kadar çok farklı içerikler var." dedi.

 

Görgün, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ile son dönemde duyurdukları nitelikli anlaşmalar yaptıklarını anımsatarak, "Dolayısıyla bu, mühendislik öğrencilerinde daha mezun olmadan önce ekosisteme aşinalığı sağlayacak bir yaklaşım." diye konuştu.

 

Öğretim görevlilerinin yurt dışındaki üniversitelerde ders vermesini sağlayacak bir protokolleri olduğunu vurgulayan Görgün, şirketlerinin akademisyenleri konu bazlı destekleyeceğini, öğretim görevlilerinin araştırma yapıp insan yetiştireceklerini dile getirdi.

 

UZUN SOLUKLU, NİTELİKLİ, TEKNİK DONANIMLI İNSAN KAYNAĞI

 

Görgün, Milli Eğitim Bakanlığı ile tematik görüşmeler yaptıklarını, mesleki ve teknik Anadolu liseleri açmaları konusunda şirketlerine telkinde bulunduklarını belirterek, şunları kaydetti:

 

"Çok başarılı örnekler var. ASELSAN'ın mesleki teknik Anadolu lisesi var. Geçtiğimiz sene BAYKAR, mesleki teknik Anadolu lisesi açtı. 500 tam puanlı öğrenci aldı. Savunma sanayisi tercih edilen bir alan. Meslek liseleri, insanların çocukları için çok tercih ettikleri bir şey değildi. Savunma sanayisinin bu alana önem vermesiyle, katkı sağlamasıyla, buradan beklentilerini ortaya koymasıyla bu liseleri tercih eden öğrencilerimiz, velilerimiz olmaya başladı."

 

Gençleri yetiştirmenin ve iyi donanımlarla mezun edebilmenin önemli sorumlulukları olduğunu vurgulayan Görgün, "Tam puanlı öğrenci alma hedefinde değiliz. Uzun soluklu, nitelikli, teknik donanımı en yüksek seviyede insan kıymeti ihtiyacının karşılanmasını önemsiyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

25 Şubat 2024 Pazar