tatil-sepeti

Ülke sınırları içerisinde sahip olduğu konutun değeri 9 milyon 967 bin lirayı geçenlerin mükellef olduğu değerli konut vergisinde beyanname süresi 20 Şubat'ta doluyor.


 

Gayrimenkul Hukuku Enstitüsü Başkanı Ali Yüksel, 20 Şubat'ta sona erecek değerli konut vergisi beyanname sürecine ilişkin bilgi verdi.

 

Bu verginin 2019'da yapılan yasal değişiklikle 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu 29. maddesinde düzenlendiğini anımsatan Yüksel, düzenlemenin henüz kamuoyunda yeterli oranda bilinmediğini söyledi.

 

Yüksel, "Verginin konusu 'konut' olması sebebiyle birçok konut sahibinin vergi beyan ve ödemesini atlama veya unutma ihtimali söz konusudur. 2023 yılındaki değerlerle sahip olduğu konutun değeri 9 milyon 967 bin lirayı geçenlerin 20 Şubat'a kadar beyanname vermesi gerekiyor. Elbirliği mülkiyette (miras gibi) malikler müşterek veya ferdi beyanname de verebilirler. Ancak müşterek (paylı) mülkiyette her paydaş ayrı verecektir." dedi.

 

"TEK TAŞINMAZI OLANLAR BU VERGİDEN MUAF"

 

Ali Yüksel, ülke sınırları içinde mesken nitelikli tek taşınmazı olanların muafiyet kapsamında olduğunu ve beyanname vermeyeceğini dile getirerek, şu uyarılarda bulundu: "Birden fazla dairesi olduğu halde dairelerin ayrı ayrı değeri 9 milyon 967 bin liranın altında kalan kimseler de beyan etmeyecekler. Öte yandan özellikle İstanbul, İzmir ve Ankara gibi büyükşehirlerin önde gelen semtlerinde yer alan daire, rezidans ve villalar yükselen fiyatlar sebebiyle değerli konut vergisine tabi hale gelmiştir. Bodrum ve Çeşme gibi bölgelerdeki yazlıkların fiyatları da çoğu zaman bu vergi kapsamını geçmektedir. Şubat ayı sonuna kadar beyanname vermesi gerektiğini bilmeyen daire sahipleri cezalı duruma düşecektir. Bu durum, malikleri vergi kaçağı sorumlusu yapacağı gibi, Maliye açısından da tahsil edilmemiş bir gelir söz konusu olacaktır."

 

Yüksel, beyanname verilmemesi halinde para cezasının söz konusu olduğunun altını çizerek, aylık yüzde 3,5, yıllık ise yüzde 42 gecikme faizi uygulandığın bildirdi.

 

"BEYANNAMENİN VERGİ DAİRELERİNE VERİLMESİ GEREKİYOR"

 

Gayrimenkul Hukuku Enstitüsü Başkanı Yüksel, emlak vergisi veren kimsenin konutu değerli ise ayrıca bu vergiyi de ödemesi gerektiğini belirterek, "Esas işi inşaat olan müteahhitlerin bu işler sebebiyle kendisine düşen daireler elindeyse, henüz satmamış veya kiralamamışsa beyan etmeyecek. Ancak el değiştirdiğinde vergiye tabi olacaktır." şeklinde konuştu.

 

Beyannamenin belediyelere değil Gelir İdaresi Başkanlığına bağlı yetkili vergi dairesine verilmesi gerektiğini dile getiren Yüksel, şu bilgileri verdi: "Beyanname internet ortamında verilebilmektedir. Vergi peşin ödenebileceği gibi, 29 Şubat ve 31 Ağustos'a kadar iki eşit taksitte de ödenebilir. Bu değerlerde bir daireyi beyan dönemi olan 2024 yılı Şubat ayından sonra satın alan ya da elde eden kimse gelecek yıl beyanname verecektir. Beyanname verilmesi ya da verginin ödenmesinin hatırlatılması idare tarafından yapılmayacaktır. Beyanname hazırlanırken, belediyenin o sokaktaki binalar için verdiği emlak vergisi değeri baz alınacaktır."

 

Yüksel, 2022 yılında beyanname vermeyen ve 2023 içinde vergi bakımından cezalı duruma düşen kişilerin pişmanlık uygulamasıyla cezalardan kısmi indirim yaparak vergi idaresi ile uzlaşabildiğini anlattı.

 

"KONUTUN DEĞERİNE GÖRE 3 AYRI VERGİ ORANI BULUNUYOR"

 

Ali Yüksel, değerli konut vergisi için vergiye tabi matraha ilişkin 3 ayrı oran bulunduğunu belirterek, "Değeri 9 milyon 967 bin lira ile 14 milyon 951 bin lira arasında olanların 9 milyon 967 bin lirayı aşan bedel için binde 3 vergi ödemesi gerekiyor." diye konuştu.

 

Vergi uygulamasının 14 milyon 952 bin lira ile 19 milyon 936 bin lira arasında binde 6, 19 milyon 936 bin liradan fazla olan konutlarda ise binde 10 olduğunu dile getiren Yüksel, "Tabii burada diğer dilimlere giren bölümler için o oranlarda ödeme yapılacak. Rakamlar beyan sürecinde daha net bir şekilde ortaya çıkacaktır." ifadelerini kullandı.

13 Şubat 2024 Salı

İmalatçı KOBİ'lerin yalın üretim teknikleri ve dijital dönüşümleri Model Fabrika uygulamalarıyla hızlandırılacak.


 

Yetkinlik ve Dijital Dönüşüm Merkezleri (Model Fabrikalar) eğitim ve danışmanlık hizmetleriyle sürekli iyileştirme, yalın üretim, dijital dönüşüm gibi konularda işletmelerin mevcut yapısını değiştirip insan, makine, ekipman, ham madde, malzeme, zaman ve enerji kaynaklarını verimli kullanmalarını ve rekabet güçlerini artırmayı amaçlıyor.

 

Milli Teknoloji Hamlesi vizyonu kapsamında odak alanlarda stratejilerin hazırlanması, sanayiye ilişkin analizler yapılması, verimliliğin artırılması, çeşitli kamu politika araçlarıyla yerli üretimin ve teknolojik kabiliyetlerin geliştirilmesi, üreticilerin yatırım, üretim ve finansman sürecinin kolaylaştırılması, Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı ile öncelikli sektörlerle yüksek teknolojili ürün üretiminin desteklenmesi hedefleniyor.

 

Model Fabrika uygulamaları ile imalatçı KOBİ'lerin yalın üretim teknikleri ve dijital dönüşümlerini hızlandırmaları sağlanıyor.

 

MODEL FABRİKA SAYISI 14'E ÇIKACAK

 

Adana, Ankara, Bursa, Gaziantep, İzmir, Kayseri, Konya ve Mersin'de Model Fabrikalar hizmet veriyor. Malatya, Samsun, Denizli, Trabzon, Kocaeli ve Eskişehir'de kurulması planlanan söz konusu fabrikalar için illerde yürütücü kuruluşlarla Stratejik Araştırmalar ve Verimlilik Genel Müdürlüğü arasında işbirliği protokolleri imzalandı.

 

Model Fabrika kurulacak illerde bilgilendirme toplantıları düzenlendi. Yeni kurulumlarda, mevcut Model Fabrika deneyimlerinden faydalanılması amacıyla danışman Model Fabrika eşleşmeleri yapıldı ve gerekli bilgilendirmeler sağlandı. Eskişehir ve Samsun'da Model Fabrikaların bu yıl faaliyete geçmesi planlanıyor.

 

5 ODAK NOKTASI BULUNUYOR

 

Model Fabrikalarla hata yapma özgürlüğünün olduğu gerçek bir üretim ortamında, deneyimsel öğrenme teknikleri kullanılarak verimlilik temelli dönüşümün öğretilmesini ve yaygınlaştırılmasını sağlayan eğitim ve danışmanlık hizmetlerinin verilmesi amaçlanıyor.

 

Söz konusu fabrikaların, farkındalık ve deneyimsel eğitimler, öğren-dönüş programları, proje uygulama ve işbirliği faaliyetleri gibi 5 ana odak noktası bulunuyor. Belirlenen işletmelere öğren-dönüş programı kapsamında deneyimsel eğitimler ve danışmanlık/koçluk hizmetleri de veriliyor.

 

Türkiye'nin verimlilik odaklı ulusal kalkınması için önemli araçlarından olan Model Fabrikalar, yalın ve dijital dönüşüm uygulamaları ile Öğren-Dönüş programlarını daima merkezde tutan, verimlilik ekosisteminin temel aktörleri ile işbirlikleri kuran, kurumsal kapasite ve yetkinlik gelişim esasıyla kendisini sürekli yenileyen, stratejik bir anlayışla yönetilen ve faaliyetleri sonucunda izlenebilir, etkisi ölçülebilir ve ölçeklenebilir çıktılar üretmesi için kurgulanan eğitim ve danışmanlık merkezleri olarak kabul ediliyor.

 

VERİMLİLİKTE YÜZDE 76'YA, ÜRETİMDE YÜZDE 140'A VARAN ARTIŞ

 

Öte yandan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, işletmelerde verimliliğin artırılması ve dijital dönüşüm süreçlerinin hızlandırılması adına "Model Fabrika"ları hayata geçirdiklerini, bu fabrikalarda işletmelerle birlikte dijital dönüşüm, sürekli iyileştirme, yalın üretim gibi alanlarda eğitim ve danışmanlık hizmetleri sunduklarını, destek sağlanan işletmelerde önemli düzeyde performans artışlarına tanık olduklarını anlatmıştı.

 

Verimlilikte yüzde 76'ya, üretimde yüzde 140'a varan artışın yanı sıra ürün maliyetinde yüzde 18 tasarruf sağladıklarını aktaran Kacır, "Elde edilen rakamlar, gelecek adına bizleri umutlandırıyor. Önümüzdeki dönemde de 8 olan model fabrika sayımızı 14'e çıkarmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz." diye konuşmuştu.

25 Şubat 2024 Pazar

Akademisyenler, piyasalarda riskli enstrümanlara da erişimi kolaylaştıran teknolojik gelişmelerden, finansal okuryazarlığı artırmak için yararlanılabileceğini belirterek, küçük yatırımcılara finansal okuryazarlıklarını artırmaları önerisinde bulundu.


 

sermaye piyasalarında farklı yatırım araçlarına yönelim giderek artarken finansal okuryazarlığa yönelik çalışmalar da hızlandı. Bu anlamda sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarının yanında, finansal okuryazarlık 2024 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı'nda da yer aldı.

 

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında gerçekleştirilen şubat ayı Ekonomi Koordinasyon Kurulu (EKK) toplantısında konu ele alınırken, sermaye piyasalarının derinliği ve etkinliğinin artırılarak kaynakların daha üretken alanlara yönelmesi amacıyla finansal okuryazarlığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdüğü belirtildi.

 

Toplantı sonrası yapılan açıklamada, bu çalışmalarla bireysel tasarrufların daha etkin kullanılması ve makro düzeyde tasarruf oranlarının artırılmasının amaçlandığı vurgulandı.

 

ÖĞRENCİLERE FİNANSAL OKURYAZARLIK DERSLERİ

 

Gaziantep Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Halil Ekşi, finansal okuryazar olabilmek için ileri düzeyde finansal bilgiye sahip olma zorunluluğunun olmadığını söyledi.

 

Serbest piyasa ekonomisinin yaygınlaşması ve sermaye piyasalarına sunulan enstrümanların çeşitlenmesinin finansal farkındalığın oluşmasını sağladığını belirten Ekşi, son yıllarda özellikle bireysel yatırımcıların varlıklarını, borsada ve kripto paralarda değerlendirdiğini ifade etti.

 

Ekşi, bu durumun finansal okuryazar olmayı gerekli kıldığına dikkati çekerek "Finansal piyasalarda ürün çeşitliliğinin artması, ekonomik değişimler ve nüfusun artması yatırımcı sayısının yükselmesine sebep olmuştur ancak sadece yatırımcı sayısının çoğalması değil aynı zamanda nitelikli ve bilgili yatırımcının artması gereklidir." dedi.

 

Araştırmaların, Z kuşağı olarak tanımlanan 18-25 yaş arası gençlerin dörtte birinin borsaya yöneldiğini gösterdiğini ifade eden Ekşi, bu gençlerin sadece üçte birinin finansal bilgiye sahip olduğunu aktardı. Ekşi, son yıllarda sosyal medyanın gençlerin kararları üzerinde etkili olabildiğini ve bunun riskleri artırdığı değerlendirmesinde bulunarak, şunları kaydetti: “Gençlerin yatırım kararı alırken sosyal medyanın etkisi altında kaldığı, kişi veya kişilerin tutumlarına göre karar verdiği açıktır ancak sırf moda veya bir trend olarak finansal okuryazarlığa sahip olmayan kişilerin yatırım kararı almaları, alınan kararların riskli olabileceğini göstermektedir. Sadece sosyal medyaya bakarak yatırım kararı almak veya finansal bilgi öğrenmeye çalışmak doğru değildir.”

 

Türkiye için de finansal okuryazarlığın gelişmesinin önemli olduğunu vurgulayan Ekşi, gelişmiş bir finansal okuryazarlığın o ülkenin ekonomik politikalarının istikrarlı ve başarılı şekilde uygulanmasına olumlu yansıdığının altını çizdi. Ekşi, bu anlamda finans dersleri, üniversitede çeşitli konferans ve etkinliklerle gençlerin finansal okuryazarlığını artırmaya çalıştıklarını belirtti.

 

BAZI SOSYAL MEDYA PLATFORMLARI FİNANSAL OKURYAZARLIĞI DESTEKLİYOR

 

Doğu Akdeniz Üniversitesi İşletme ve Ekonomi Fakültesi Bankacılık ve Finans Bölümü Başkanı Yrd. Doç. Dr. Nigar Taşpınar ise sermaye piyasalarına artan ilgiye paralel bir şekilde finansal okuryazarlığın artmadığını ifade etti.

 

Taşpınar, bireylerin geleceğe dair güvensizlik, belirsizlik ve kaygı gibi psikolojik faktörlerden etkilenmelerinin, finansal okuryazarlık seviyesinin katılımcı sayısıyla aynı doğrultuda artış göstermemesinin temel sebepleri olduğunu söyledi.

 

Sosyal medyanın, finansal okuryazarlık üzerindeki etkilerinin çok yönlü olduğunu belirten Taşpınar, bu alandaki platformların, çevrim içi eğitim imkanlarına erişim sağlamasıyla finansal okuryazarlığı desteklediğine dikkati çekti.

 

Taşpınar, sosyal medyanın olumsuz etkilerine yönelik ise "Sosyal medya platformları, yatırımcıları spekülatif davranışlara itebilir. Popüler trendlere katılma arzusu, bilinçli yatırım kararlarının yerine spekülatif eğilimlere yol açabilir. Bu tavsiyelerin güvenilirliği konusunda dikkatli olunmalı. Herkesin finansal uzman olmadığı unutulmamalıdır." değerlendirmesinde bulundu.

 

Teknolojinin ilerlemesiyle finansal okuryazarlığı artırmak için birçok dijital platform ve mobil uygulamanın hayata geçtiğini ifade eden Taşpınar, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Finansal Okuryazarlık ve Erişim Derneği, birçok banka ve sivil toplum kuruluşunun bu konuda çalışmalar yürüttüğünü de hatırlattı.

 

Taşpınar, üniversitelerdeki bu alana yönelik çalışmalara dair şunları kaydetti: "Akademik çalışmaların, finansal okuryazarlığın artırılmasına yönelik stratejilerin geliştirilmesinde önemli bir rol oynadığı düşünülmektedir. Bu çabalar, bireylerin finansal konularda daha bilinçli olmalarını sağlayarak ekonomik refahlarını artırmayı hedefler ve toplum genelinde finansal okuryazarlık seviyelerini iyileştirmeyi amaçlar."

25 Şubat 2024 Pazar