tatil-sepeti

Enerji hub’ı olma yolunda adımlar atmaya devam eden Türkiye, TANAP ve TürkAkım hatları ile Avrupa’nın enerji arzı güvenliğindeki önemini de artırıyor.

Diğer hatlarda sorunlar yaşanırken, enerji kriziyle boğuşan Avrupa’ya 2022 yılında TürkAkım ve TANAP üzerinden giden toplam doğalgaz miktarı 23.8 milyar metreküp oldu.

 

Türkiye, 7 uluslararası doğalgaz boru hattı, 4 LNG tesisi, 2 yer altı doğalgaz depolama tesisiyle, enerjide merkez ülke olma hedefinde ilerlerken, enerji arz güvenliğindeki konumunu da güçlendiriyor. Açılışı 8 Ocak 2020’de yapılan TürkAkım Doğalgaz Boru Hattı üzerinden bugüne kadar Türkiye’ye 26.7 milyar metreküp, Avrupa’ya ise 30.5 milyar metreküp gaz sevkiyatı yapıldı. Söz konusu hat üzerinden geçen yıl Türkiye’ye 8.6 milyar metreküp, Avrupa’ya ise 12.5 milyar metreküp gaz ulaştırıldı. 


TOPLAM 97 MİLYAR METREKÜP DOĞALGAZ


Güney Gaz Koridoru’nun ‘belkemiği’ niteliğindeki TANAP’tan (Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı) geçen yıl Türkiye’ye 5.8 milyar metreküp, Avrupa’ya 11.3 milyar metreküp gaz sevk edildi. 


Boru hattının faaliyete geçtiği günden bu yana Türkiye’ye toplam 20.5 milyar metreküp, Avrupa’ya da 19.5 milyar metreküp gaz taşınmış oldu. Böylece, TürkAkım ve TANAP üzerinden faaliyete geçtikleri dönemden bu yana Türkiye ve Avrupa’ya yapılan gaz sevkiyatı miktarı toplamda 97 milyar metreküp seviyesine ulaştı. Diğer hatlarda sorunlar yaşanırken, enerji kriziyle boğuşan Avrupa’ya 2022 yılında TürkAkım ve TANAP üzerinden giden toplam doğalgaz miktarı ise 23.8 milyar metreküp seviyesinde gerçekleşti.


HEM TÜRKİYE HEM AVRUPA


TürkAkım, her biri 15.7 milyar metreküp olmak üzere toplam 31.5 milyar metreküp gaz taşıma kapasitesine sahip iki hattan oluşuyor. İlk hat üzerinden Türkiye’ye, ikinci hat üzerinden ise boru hatları ile Petrol Taşıma A.Ş. ve Gazprom’un eşit ortaklığında kurulan TürkAkım Gaz Taşıma A.Ş. tarafından Avrupa’ya gaz aktarılıyor. Gürcistan-Türkiye sınırında Posof’tan başlayan TANAP, 20 il, 67 ilçe ve 600 köyden geçerek Yunanistan sınırında Avrupa ülkelerine gaz iletimi yapan Trans Adriyatik Boru Hattı’na (TAP) bağlanıyor. TANAP’ın Gürcistan-Türkiye sınırından Eskişehir’de bulunan çıkış noktasına kadar olan kısmı 30 Haziran 2018’de devreye alınırken, Eskişehir’den Türkiye-Yunanistan sınırına kadar olan kısmı ise 2019 Ekim sonunda devreye alındı. Avrupa’daki tesislerinin devreye alınmasıyla birlikte 31 Aralık 2020 itibarıyla TAP Boru Hattı üzerinden Avrupa’ya ticari gaz akışı başladı.


TANAP’DA KAPASİTE İKİYE KATLANACAK


Diğer taraftan, geçtiğimiz yıl Azerbaycan ile Avrupa Komisyonu tarafından temsil edilen AB arasında enerji alanında stratejik ortaklık mutabakat zaptının imzalanmasından sonra TANAP’ın önemi daha çok arttı. Azerbaycan, TANAP boru hattıyla taşınan doğalgaz ihracatının 16 milyar metreküpten 32 milyar metreküpe, TAP boru hattıyla da 10 milyar metreküpten 20 milyar metreküpe çıkarılması konusunda çalışmalar yapıyor. Ayrıca Azerbaycan, Avrupa’ya doğalgaz ihracatını 2027 yılına kadar iki katına çıkarmayı planlıyor. Türkiye, TANAP projesinin yüzde 30 oranında ortağı ve aynı zamanda gazın üretim yeri olan Şah Deniz 2 Sahası’nın da yaklaşık yüzde 20 oranında ortağı konumunda bulunuyor.


AZERBAYCAN DOĞALGAZ ÜRETİMİNİ YÜZDE 6.5 ARTTIRDI 


Azerbaycan geçen yıl toplam 32.6 milyon ton petrol üretirken, doğalgaz üretimi yüzde 6.5 artarak 46.7 milyar metreküp oldu. Azerbaycan Enerji Bakanı Perviz Şahbazov, yaptığı açıklamada, Azerbaycan’ın 2022 yılında toplam 32.6 milyon ton petrol ürettiğini bildirdi. Azerbaycan’ın 2022’de petrol ihracatı ise 26.3 milyon ton olarak gerçekleşti. 2022’de ülkenin doğalgaz üretiminin 2021’e göre yüzde 6.5 artarak 46.7 milyar metreküp olduğunu ifade eden Şahbazov, bunun yüzde 47.7’sine denk gelen 22.3 milyar metreküp gazın ihraç edildiğini belirtti.

23 Ocak 2023 Pazartesi

İmalatçı KOBİ'lerin yalın üretim teknikleri ve dijital dönüşümleri Model Fabrika uygulamalarıyla hızlandırılacak.


 

Yetkinlik ve Dijital Dönüşüm Merkezleri (Model Fabrikalar) eğitim ve danışmanlık hizmetleriyle sürekli iyileştirme, yalın üretim, dijital dönüşüm gibi konularda işletmelerin mevcut yapısını değiştirip insan, makine, ekipman, ham madde, malzeme, zaman ve enerji kaynaklarını verimli kullanmalarını ve rekabet güçlerini artırmayı amaçlıyor.

 

Milli Teknoloji Hamlesi vizyonu kapsamında odak alanlarda stratejilerin hazırlanması, sanayiye ilişkin analizler yapılması, verimliliğin artırılması, çeşitli kamu politika araçlarıyla yerli üretimin ve teknolojik kabiliyetlerin geliştirilmesi, üreticilerin yatırım, üretim ve finansman sürecinin kolaylaştırılması, Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı ile öncelikli sektörlerle yüksek teknolojili ürün üretiminin desteklenmesi hedefleniyor.

 

Model Fabrika uygulamaları ile imalatçı KOBİ'lerin yalın üretim teknikleri ve dijital dönüşümlerini hızlandırmaları sağlanıyor.

 

MODEL FABRİKA SAYISI 14'E ÇIKACAK

 

Adana, Ankara, Bursa, Gaziantep, İzmir, Kayseri, Konya ve Mersin'de Model Fabrikalar hizmet veriyor. Malatya, Samsun, Denizli, Trabzon, Kocaeli ve Eskişehir'de kurulması planlanan söz konusu fabrikalar için illerde yürütücü kuruluşlarla Stratejik Araştırmalar ve Verimlilik Genel Müdürlüğü arasında işbirliği protokolleri imzalandı.

 

Model Fabrika kurulacak illerde bilgilendirme toplantıları düzenlendi. Yeni kurulumlarda, mevcut Model Fabrika deneyimlerinden faydalanılması amacıyla danışman Model Fabrika eşleşmeleri yapıldı ve gerekli bilgilendirmeler sağlandı. Eskişehir ve Samsun'da Model Fabrikaların bu yıl faaliyete geçmesi planlanıyor.

 

5 ODAK NOKTASI BULUNUYOR

 

Model Fabrikalarla hata yapma özgürlüğünün olduğu gerçek bir üretim ortamında, deneyimsel öğrenme teknikleri kullanılarak verimlilik temelli dönüşümün öğretilmesini ve yaygınlaştırılmasını sağlayan eğitim ve danışmanlık hizmetlerinin verilmesi amaçlanıyor.

 

Söz konusu fabrikaların, farkındalık ve deneyimsel eğitimler, öğren-dönüş programları, proje uygulama ve işbirliği faaliyetleri gibi 5 ana odak noktası bulunuyor. Belirlenen işletmelere öğren-dönüş programı kapsamında deneyimsel eğitimler ve danışmanlık/koçluk hizmetleri de veriliyor.

 

Türkiye'nin verimlilik odaklı ulusal kalkınması için önemli araçlarından olan Model Fabrikalar, yalın ve dijital dönüşüm uygulamaları ile Öğren-Dönüş programlarını daima merkezde tutan, verimlilik ekosisteminin temel aktörleri ile işbirlikleri kuran, kurumsal kapasite ve yetkinlik gelişim esasıyla kendisini sürekli yenileyen, stratejik bir anlayışla yönetilen ve faaliyetleri sonucunda izlenebilir, etkisi ölçülebilir ve ölçeklenebilir çıktılar üretmesi için kurgulanan eğitim ve danışmanlık merkezleri olarak kabul ediliyor.

 

VERİMLİLİKTE YÜZDE 76'YA, ÜRETİMDE YÜZDE 140'A VARAN ARTIŞ

 

Öte yandan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, işletmelerde verimliliğin artırılması ve dijital dönüşüm süreçlerinin hızlandırılması adına "Model Fabrika"ları hayata geçirdiklerini, bu fabrikalarda işletmelerle birlikte dijital dönüşüm, sürekli iyileştirme, yalın üretim gibi alanlarda eğitim ve danışmanlık hizmetleri sunduklarını, destek sağlanan işletmelerde önemli düzeyde performans artışlarına tanık olduklarını anlatmıştı.

 

Verimlilikte yüzde 76'ya, üretimde yüzde 140'a varan artışın yanı sıra ürün maliyetinde yüzde 18 tasarruf sağladıklarını aktaran Kacır, "Elde edilen rakamlar, gelecek adına bizleri umutlandırıyor. Önümüzdeki dönemde de 8 olan model fabrika sayımızı 14'e çıkarmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz." diye konuşmuştu.

25 Şubat 2024 Pazar

Akademisyenler, piyasalarda riskli enstrümanlara da erişimi kolaylaştıran teknolojik gelişmelerden, finansal okuryazarlığı artırmak için yararlanılabileceğini belirterek, küçük yatırımcılara finansal okuryazarlıklarını artırmaları önerisinde bulundu.


 

sermaye piyasalarında farklı yatırım araçlarına yönelim giderek artarken finansal okuryazarlığa yönelik çalışmalar da hızlandı. Bu anlamda sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarının yanında, finansal okuryazarlık 2024 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı'nda da yer aldı.

 

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında gerçekleştirilen şubat ayı Ekonomi Koordinasyon Kurulu (EKK) toplantısında konu ele alınırken, sermaye piyasalarının derinliği ve etkinliğinin artırılarak kaynakların daha üretken alanlara yönelmesi amacıyla finansal okuryazarlığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdüğü belirtildi.

 

Toplantı sonrası yapılan açıklamada, bu çalışmalarla bireysel tasarrufların daha etkin kullanılması ve makro düzeyde tasarruf oranlarının artırılmasının amaçlandığı vurgulandı.

 

ÖĞRENCİLERE FİNANSAL OKURYAZARLIK DERSLERİ

 

Gaziantep Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Halil Ekşi, finansal okuryazar olabilmek için ileri düzeyde finansal bilgiye sahip olma zorunluluğunun olmadığını söyledi.

 

Serbest piyasa ekonomisinin yaygınlaşması ve sermaye piyasalarına sunulan enstrümanların çeşitlenmesinin finansal farkındalığın oluşmasını sağladığını belirten Ekşi, son yıllarda özellikle bireysel yatırımcıların varlıklarını, borsada ve kripto paralarda değerlendirdiğini ifade etti.

 

Ekşi, bu durumun finansal okuryazar olmayı gerekli kıldığına dikkati çekerek "Finansal piyasalarda ürün çeşitliliğinin artması, ekonomik değişimler ve nüfusun artması yatırımcı sayısının yükselmesine sebep olmuştur ancak sadece yatırımcı sayısının çoğalması değil aynı zamanda nitelikli ve bilgili yatırımcının artması gereklidir." dedi.

 

Araştırmaların, Z kuşağı olarak tanımlanan 18-25 yaş arası gençlerin dörtte birinin borsaya yöneldiğini gösterdiğini ifade eden Ekşi, bu gençlerin sadece üçte birinin finansal bilgiye sahip olduğunu aktardı. Ekşi, son yıllarda sosyal medyanın gençlerin kararları üzerinde etkili olabildiğini ve bunun riskleri artırdığı değerlendirmesinde bulunarak, şunları kaydetti: “Gençlerin yatırım kararı alırken sosyal medyanın etkisi altında kaldığı, kişi veya kişilerin tutumlarına göre karar verdiği açıktır ancak sırf moda veya bir trend olarak finansal okuryazarlığa sahip olmayan kişilerin yatırım kararı almaları, alınan kararların riskli olabileceğini göstermektedir. Sadece sosyal medyaya bakarak yatırım kararı almak veya finansal bilgi öğrenmeye çalışmak doğru değildir.”

 

Türkiye için de finansal okuryazarlığın gelişmesinin önemli olduğunu vurgulayan Ekşi, gelişmiş bir finansal okuryazarlığın o ülkenin ekonomik politikalarının istikrarlı ve başarılı şekilde uygulanmasına olumlu yansıdığının altını çizdi. Ekşi, bu anlamda finans dersleri, üniversitede çeşitli konferans ve etkinliklerle gençlerin finansal okuryazarlığını artırmaya çalıştıklarını belirtti.

 

BAZI SOSYAL MEDYA PLATFORMLARI FİNANSAL OKURYAZARLIĞI DESTEKLİYOR

 

Doğu Akdeniz Üniversitesi İşletme ve Ekonomi Fakültesi Bankacılık ve Finans Bölümü Başkanı Yrd. Doç. Dr. Nigar Taşpınar ise sermaye piyasalarına artan ilgiye paralel bir şekilde finansal okuryazarlığın artmadığını ifade etti.

 

Taşpınar, bireylerin geleceğe dair güvensizlik, belirsizlik ve kaygı gibi psikolojik faktörlerden etkilenmelerinin, finansal okuryazarlık seviyesinin katılımcı sayısıyla aynı doğrultuda artış göstermemesinin temel sebepleri olduğunu söyledi.

 

Sosyal medyanın, finansal okuryazarlık üzerindeki etkilerinin çok yönlü olduğunu belirten Taşpınar, bu alandaki platformların, çevrim içi eğitim imkanlarına erişim sağlamasıyla finansal okuryazarlığı desteklediğine dikkati çekti.

 

Taşpınar, sosyal medyanın olumsuz etkilerine yönelik ise "Sosyal medya platformları, yatırımcıları spekülatif davranışlara itebilir. Popüler trendlere katılma arzusu, bilinçli yatırım kararlarının yerine spekülatif eğilimlere yol açabilir. Bu tavsiyelerin güvenilirliği konusunda dikkatli olunmalı. Herkesin finansal uzman olmadığı unutulmamalıdır." değerlendirmesinde bulundu.

 

Teknolojinin ilerlemesiyle finansal okuryazarlığı artırmak için birçok dijital platform ve mobil uygulamanın hayata geçtiğini ifade eden Taşpınar, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Finansal Okuryazarlık ve Erişim Derneği, birçok banka ve sivil toplum kuruluşunun bu konuda çalışmalar yürüttüğünü de hatırlattı.

 

Taşpınar, üniversitelerdeki bu alana yönelik çalışmalara dair şunları kaydetti: "Akademik çalışmaların, finansal okuryazarlığın artırılmasına yönelik stratejilerin geliştirilmesinde önemli bir rol oynadığı düşünülmektedir. Bu çabalar, bireylerin finansal konularda daha bilinçli olmalarını sağlayarak ekonomik refahlarını artırmayı hedefler ve toplum genelinde finansal okuryazarlık seviyelerini iyileştirmeyi amaçlar."

25 Şubat 2024 Pazar