tatil-sepeti

ASR Federal Almanya Bağımsız Seyahat Acenteleri Birliği Başkanı Anke Budde, Almanya'dan Türkiye'ye ciddi seyahat talebi olduğunu belirterek, "Türkiye'nin turizm açısından Almanya'da lider bir ülke olacağına inanıyorum" dedi.

ASR Federal Almanya Bağımsız Seyahat Acenteleri Birliği Başkanı Anke Budde, özellikle Batı Avrupa'daki tüm yeni turizm eğilimlerine Türkiye'nin çok iyi ayak uydurduğunu söyleyerek, Türkiye'nin Avrupa'da çok ciddi turizm altyapısı olduğunu anlattı.

 

Bu durumun özellikle Alman turistlerin çok dikkatini çektiğinin altını çizen Budde, ilgi gören Türk turizmi seçenekleri arasında sağlık turizmi, zindelik turizmi, spor turizmi, aile turizmi, sanat turizmi ve kültür turizminin bulunduğunu kaydetti.

 

Türkiye'de turizm açısından ticari etkinlikler, toplantılar ve kongrelerin dışında çok ciddi ürünlerin geliştirildiğine işaret eden Budde, "Türkiye'de özellikle kış aylarında 65 yaş üstü Avrupalılar için, turizm acenteleri tarafından çok özel programlar, seyahat paketleri geliştiriliyor. Yani Türkiye neredeyse bütün trendlerin ortasında var." ifadelerini kullandı.

 

Almanya'daki yoğun Türk nüfusundan dolayı iki ülkenin kültürel ilişkilerinin yıllardır çok sıcak olduğunu dile getiren Budde, Almanya'da turizm sektöründe, özellikle seyahat acentelerinde çalışan binlerce Türk olduğu bilgisini paylaştı.

 

Budde, "Etkinlikler yapıyorlar ama yeterli değil. STK'lar bazında Türk ve Alman halkının daha çok bir araya getirilmesi gerekiyor." değerlendirmesinde bulundu.

 

İş ve tatilin bir arada sunulduğu "workation" programını anlatan Budde, yoğun olarak Avrupalılar tarafından kullanıldığını ve daha çok AB ülkelerine yönelik bir çalışma olduğunu aktardı.

 

Türkiye'nin otel altyapısı ve teknoloji olarak ciddi bir alternatif sunduğunu vurgulayan Budde, "Workation programının Türkiye'de uygulanması aslında çok iyi bir fikir. Ancak üzerinde biraz daha fazla çalışmamız gereken konulardan biri." şeklinde görüş belirtti.

 

"TÜRKİYE'NİN TANITIMLARI ÇOK İYİ"

 

2025'te turizm beklentilerine yönelik değerlendirmelerde bulunan Budde, bu durumun iki nedene bağlı olduğunu söyleyerek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Beklentilerimizde Amerika'nın seçim sonuçları ve yaşanan iki savaşın ne şekilde biteceği etkili olacak. Savaşlar var, tehditler var. Üçüncü dünya savaşı konuşuluyor. Bunlar ne kadar doğru ne kadar yanlış, biz turizmciler olarak bunları bilemeyiz. Tabii bu tip konuşmalar, beklentiler ve tehditler önümüzü de görmemizi engelliyor. Bu anlamda çok dikkatli olmak lazım. Bunlar eğer tehdide dönüşmezse turizm açısından çok iyi olacağını düşünüyorum."

 

"Türkiye'nin özellikle turizm açısından Almanya'da lider bir ülke olacağına inanıyorum, çok ciddi bir Türkiye talebi var." diyen Budde, "Türkiye'nin tanıtımları çok iyi. Türkiye her yerde gözle görülür bir şekilde. Seyahat biletlerinin satışları çok iyi. Yani Türkler, seyahat acenteleri olsun, uçak şirketleri olsun, bütün turizmde iştigal edenler içerisinde çok çalışkanlar. Sektörü çok sahipleniyorlar ve biz de bunu takdir ediyoruz. Bunun da eğer dünyada afet olmazsa, savaş çıkmazsa 2025'te büyük bir geri dönüşü olacak." diye konuştu.

12 Ekim 2024 Cumartesi

Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD), jeopolitik çatışmalar ve iklim değişikliğinden kaynaklanan aksamaların kritik deniz geçiş noktalarını tehdit ettiği ve küresel ekonomi, gıda güvenliği ve enerji arzının artan risk altında olduğu uyarısında bulundu.





UNCTAD, "Deniz Taşımacılığı 2024 Değerlendirmesi: Deniz Geçiş Noktalarının Seyri" başlıklı raporunu, basın toplantısında açıkladı.

Rapora göre, küresel deniz ticareti 2022'deki daralmanın ardından toparlanma eğilimine girdi ve 2023'te yüzde 2,4 büyüyerek yaklaşık 12,3 milyon tona ulaştı.

Bu yıl ise deniz ticaretinin demir cevheri, kömür ve tahıl gibi dökme yük emtialarının yanı sıra konteynerle taşınan mal talebinin artmasıyla yüzde 2'lik mütevazı bir büyüme göstermesi bekleniyor.

Geçen yıl yüzde 0,3 büyüyen konteyner ticaretinin bu yıl yüzde 3,5 artış göstereceği tahmin edilirken, UNCTAD'a göre bu rakamlar daha derin zorlukları maskeliyor. Bu nedenle, küresel deniz ticaretinde uzun vadeli büyüme, sektörün Ukrayna'daki savaş ve Orta Doğu'da artan jeopolitik gerginlikler gibi devam eden zorluklara nasıl uyum sağlayacağına bağlı olacak.

ROTALARIN UZAMASI YÜKSEK MALİYET VE EMİSYONLARA YOL AÇIYOR

Dünyadaki kritik deniz geçiş noktaları aksamalarla karşı karşıya kalarak gecikmelere, rota değişikliklerine ve daha yüksek maliyetlere neden oldu.

Küresel ticaretin kritik arterlerini oluşturan Panama ve Süveyş kanallarındaki trafik, 2024 ortasında, önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 50'nin üzerinde düşüş gösterdi.

Bu gerileme, Panama Kanalı'nda iklim değişikliği kaynaklı düşük su seviyeleri ve Süveyş Kanalı'nı etkileyen Kızıldeniz bölgesindeki çatışmaların patlak vermesinden kaynaklandı.

Aden Körfezi ve Süveyş Kanalı'ndan geçen gemilerin tonajı da sırasıyla yüzde 76 ve yüzde 70 azaldı.

Gemilerin rotalarını Kızıldeniz'den Ümit Burnu'na çevirmesiyle, bölgedeki gemi varışları yüzde 89 arttı. Bu durum mal akışının sürdürülmesine yardımcı olurken, maliyet artışları, gecikmeler ve karbon emisyonlarının yükselmesine yol açtı.

UNCTAD, Uzak Doğu-Avrupa rotasında 20-24 bin TEU konteyner gemisinin, Süveyş Kanalı yerine Afrika'yı dolaşarak seyahat ettiğinde, Avrupa Birliği'nin (AB) Emisyon Ticaret Sistemi kapsamında sefer başına 400 bin dolar ek emisyon maliyetine maruz kaldığını hesapladı.

Daha uzun süren rotalar, liman tıkanıklığının artmasına, daha yüksek yakıt tüketimi ve mürettebat ücretleri, sigorta primleri ve korsanlık riskine maruz kalma ihtimalinin artmasına da neden oldu.

Geçen yıl küresel ton-mil dengesi yüzde 4,2 artarak maliyet ve emisyonların yükselmesine yol açarken, rotaların uzaması küresel lojistik ve tedarik zincirleri üzerinde baskı oluşturdu.

 EN KÖTÜ ETKİLERİ AZ GELİŞMİŞ ÜLKELER YAŞIYOR

Yaşanan aksaklıklar ve artan maliyetlerden tüm ülkeler eşit şekilde etkilenmiyor. Gelişmekte Olan Küçük Ada Devletleri (SIDS) ve En Az Gelişmiş Ülkeler (LDC), en kötü etkileri yaşıyor.

Hesaplamalara göre, Kızıldeniz ve Panama Kanalı'ndaki krizin devam etmesi durumunda küresel tüketici fiyatları 2025 sonuna kadar yüzde 0,6 artabilir. SIDS için potansiyel etkinin daha şiddetli olma riski bulunuyor.

Denizcilik sektörünün iklim değişikliğinin artan etkileri ve diğer aksamalara karşı dayanıklılık ihtiyacının aciliyetini de vurgulayan UNCTAD'a göre, sektördeki bir diğer acil sorun da güvenliği,  kirlilik kontrolünü ve denizci refahını zayıflatan sahte gemi tescilleri ve bundaki artış.

UNCTAD, denizcilik sektörünün artan zorluklarla karşı karşıya kaldığı bu dönemde, kritik geçişlerdeki kesintilerin ele alınması, düşük karbonlu ve yeşil denizciliğe yatırım yapılması, liman verimliliği ve adaptasyonunun artırılması, iç bölge bağlantılarının geliştirilmesi ve sahte gemi tescillerine karşı mücadele edilmesi çağrısında bulundu.

"TÜKETİCİ KEMER SIKIYOR, YATIRIMCI BEKLE-GÖR MODUNDA"

UNCTAD Teknoloji ve Lojistik Direktörü Shamika Sirimanne, basın toplantısında, küresel deniz ticaretinin bu yıl yüzde 2 büyümesini beklediklerini belirterek, 2025-2029 döneminde yıllık bazda yüzde 2,4 artış öngördüklerini dile getirdi.

Orta vadedeki bu büyümenin teknolojik gelişmeler, yeşil dönüşüm ve deniz ticareti altyapısına yönelik yatırımlara ilginin yeniden canlanmasıyla destekleneceğini söyleyen Sirimanne, "Ancak küresel deniz ticaretinin büyümesi üzerinde aşağı yönlü riskler oldukça baskın. Jeopolitik gerginlikler, süregelen çatışmalar ve savaşlar, uluslararası ticareti oldukça olumsuz etkiliyor. Birçok düşük gelirli ülke borç yüküyle karşı karşıya kalıyor, yüksek borçlanma maliyetleriyle boğuşuyor ve dış şokları yönetmekte zorlanıyor. Gelecek belirsiz olduğunda, biz tüketiciler olarak kemer sıkıyoruz. Yatırımcılar ise bekle-gör moduna geçiyor ve ekonomi ve beraberinde uluslararası ticaret de zarar görüyor." diye konuştu.

UNCTAD Ticaret Lojistiği Birimi Başkanı Jan Hoffmann da kritik deniz geçiş noktalarını etkileyen sorunlar nedeniyle navlun fiyatlarının arttığını ve bu artışın tüketici fiyatlarına yansıyacağını belirterek, "Eğer bu geçiş noktalarındaki kriz devam eder ve navlun fiyatları yüksek kalmayı sürdürürse, tüketici fiyatları 2025 sonuna kadar yüzde 0,6 artabilir. Bu oran SIDS ülkelerinde yüzde 0,9. Yani küresel ortalamanın neredeyse yüzde 50 daha fazlası." uyarısında bulundu.

22 Ekim 2024 Salı

Küresel ham çelik üretimi, eylülde geçen yılın aynı dönemine göre Çin'deki üretimin yüzde 6,1 düşmesiyle yüzde 4,7 azalarak 143,7 milyon ton oldu.

Merkezi Brüksel'de bulunan Dünya Çelik Birliği (Worldsteel), eylül ayı ham çelik üretim verilerini açıkladı.

Buna göre, küresel ham çelik üretimi, geçen ay 2023'ün aynı dönemine kıyasla yüzde 4,7 gerileyerek 143,7 milyon tona indi.

Söz konusu dönemde dünyanın en büyük çelik üreticisi Çin'in üretimi yüzde 6,1 azalışla 77,1 milyon tona gerilemesi dikkati çekti.

Japonya'nın üretimi de yüzde 5,8 düşerek 6,6 milyon tona geriledi.

Ham çelik üretimi ABD’de yüzde 1,1 artışla 6,7 milyon tona, Almanya'da yüzde 4,4 yükselişle 3,1 milyon tona çıktı.

Eylülde Brezilya'nın ham çelik üretimi yüzde 9,9 artarak 2,8 milyon tona yükselirken, Rusya’da üretimin yüzde 10,3 düşerek 5,6 milyon tona gerilediği tahmin edildi.

Söz konusu dönemde, Hindistan’ın üretimi yüzde 0,2 düşerek 11,7 milyon tona ve İran’ın çelik üretiminin ise yüzde 41,2 azalışla 1,5 milyona gerilediği hesaplandı.

Birliğin verilerine göre, Türkiye'nin ham çelik üretimi ise eylülde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 6,5 artarak 3,1 milyon tona yükseldi. Yılın ocak-eylül döneminde Türkiye'nin ham çelik üretiminin yüzde 13,8 artarak 27,9 milyon tona ulaşması dikkati çekti.

Küresel ham çelik üretimi, böylece bu yılın ocak-eylül döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 1,9 düşerek 1 milyar 394 milyon tona geriledi.

Öte yandan, Dünya Çelik Birliği, 14 Ekim'de, 2024 küresel çelik talebinde daha önce yıllık bazda yüzde 1,7 artış olarak açıklanan büyüme beklentisinin yüzde 0,9 düşüş olarak güncellediğini ve talebin 1 milyar 751 milyon tona inmesinin öngörüldüğünü belirtmişti.

22 Ekim 2024 Salı