Matematik dünyasının en gizemli figürlerinden biri olan Srinivasa Ramanujan'ın mirası, ölümünden bir asır sonra bile bilim dünyasını şaşırtmaya devam ediyor. Henüz süper bilgisayarların hayal dahi edilemediği bir dönemde, Pi (π) sayısını hesaplamak için geliştirdiği ve sadece 17 kısa ifadeden oluşan seriler, bugün Hindistan Bilim Enstitüsü (IISc) araştırmacıları tarafından yürütülen çalışma ile bambaşka bir boyuta taşındı. Araştırma, bu ‘sihirli’ formüllerin sadece matematiksel birer araç olmadığını, aynı zamanda evrenin fiziksel yapısını açıklayan Logaritmik Konformal Alan Teorileri (LCFT) ile doğrudan bağlantılı olduğunu ortaya koyuyor.
MATEMATİKSEL MERAKTAN FİZİKSEL GERÇEKLİĞE
Günümüzde Pi sayısı, temelleri Ramanujan'a dayanan algoritmalarla 200 trilyon basamağa kadar hesaplanabiliyor. Ancak IISc ekibi, "Bu formüller neden bu kadar hızlı ve kesin çalışıyor?" sorusunun peşine düşerek matematiksel denklemlerin altında yatan fiziksel altyapıyı inceledi.
Çalışmanın ilk yazarı Faizan Bhat, bulguları şu sözlerle özetledi:
"Ramanujan'ın motivasyonu tamamen matematiksel olabilir; ancak o, farkında olmadan kara delikleri, türbülansı ve sızma teorilerini inceliyordu."
Araştırmacılar, Ramanujan'ın serilerinin yapısının, fizikçilerin "düzen ve kaosun sınırı" olarak tanımladığı LCFT sistemleriyle birebir örtüştüğünü tespit etti. Bu teoriler; bir malzemenin içindeki sızma hareketlerinden, akışkanlar dinamiğindeki kaotik girdaplara (türbülans) ve hatta uzay-zamanın büküldüğü kara delik modellerine kadar pek çok karmaşık süreci tanımlamakta kullanılıyor.
HESAPLAMALARDA 'RAMANUJAN AYNASI'
Araştırmanın en çarpıcı sonuçlarından biri, Ramanujan'ın matematiksel yöntemlerinin fizik hesaplamalarına uyarlanabilirliği oldu. Normal şartlarda uzun ve yoğun işlemci gücü gerektiren karmaşık fiziksel nicelikler, Ramanujan'ın Pi formüllerindeki mantık kullanılarak çok daha hızlı ve verimli bir şekilde hesaplanabildi.
Bu durum, teorik fizikte bir ‘ayna etkisi’ yarattı:

GELECEĞE YÖNELİK ETKİLER VE SINIRLILIKLAR
Çalışma, Ramanujan'ın formüllerinin tüm fiziksel sistemleri açıklayan bir ‘her şeyin teorisi’ olmadığını, ancak belirli kritik davranışları (LCFT) modellemede eşsiz bir araç sunduğunu vurguluyor. Bu keşif, türbülans gibi yüzyıllardır tam olarak çözülemeyen problemlerin belirli kısımlarını basitleştirmek için yeni bir matematiksel yol haritası sunuyor.
Araştırmacılar şimdi bu yöntemlerin kuantum kütleçekimi ve yüksek enerji teorisi gibi daha ileri alanlara genişletilip genişletilemeyeceğini inceliyor. Eğer bu matematiksel izler başka alanlarda da doğrulanırsa, Ramanujan'ın yüzyıl önce, modern fiziğin ancak bugün kavramaya başladığı evrensel bir yapıyı keşfetmiş olduğu tescillenecek.