Geleneksel üretim ve müdahale yöntemlerinde fiziksel temasın yarattığı riskler, yerini akışkanlar mekaniğinin sunduğu zarif bir çözüme bırakıyor. Geliştirilen 300 mikrometrelik robotlar, harici manyetik alanlar altında dönerek çevredeki sıvıda kontrollü girdaplar oluşturuyor. Bu minyatür girdaplar, mikrorobotların kendi kütlelerinin binlerce katı ağırlığındaki nesneleri bile hassasiyetle hareket ettirmesine olanak tanıyor.
SIVI TORKU İLE ENDÜSTRİYEL HASSASİYET
Mikro üretim süreçlerinde parçaların zarar görmeden işlenmesi en kritik maliyet kalemlerinden biridir. Yeni geliştirilen mekanizmada, robotlar doğrudan bir itme veya çekme yapmıyor. Bunun yerine, kolektif bir sürü halinde hareket ederek ‘sıvı torku’ oluşturuyorlar. Bu sayede:
TEKNOLOJİK KARŞILAŞTIRMA: GELENEKSEL VE MİKROROBOTİK
Bu teknolojinin asıl heyecan verici yansıması sağlık sektöründe görülüyor. Deneylerde, tek bir robotun kütlesinden 45.000 kat ağır nesneleri döndürmeyi başaran bu akıllı sürüler, yakın gelecekte cerrahların en küçük yardımcıları olacak.
Mikrorobot sürülerinin tıp dünyasındaki potansiyel görevleri şöyle sıralanıyor:
SANAYİDE YENİ BİR PARADİGMA
Michigan Üniversitesi'nden Steven Ceron'un belirttiği gibi, bu teknoloji mikro robotların çevresini bir avantaja dönüştürmenin en saf yolunu sunuyor. Sürülerin yüzeylerde ‘sürünme’ ve yerinde ‘dönme’ arasında geçiş yapabilen taktiksel esnekliği, onları otonom mikro-fabrikaların temel taşı haline getiriyor.
İstanbul Ticaret Gazetesi olarak takip ettiğimiz bu gelişme, Türkiye'nin savunma sanayii ve biyoteknoloji vizyonuyla da doğrudan örtüşüyor. Yerli teknoloji şirketlerinin bu tür modüler ve otonom sistemlere yapacağı yatırımlar, küresel rekabette stratejik bir üstünlük sağlayacaktır.