İklim değişikliğiyle mücadelede emisyonları azaltmak kadar, atıkları döngüsel ekonomiye kazandırmak da hayati önem taşıyor. Karbondioksitten yaklaşık 28 kat daha güçlü bir sera gazı olan metan, Şandong Üniversitesi öncülüğünde yapılan yeni bir bilimsel incelemeye göre, endüstriyel üretimde stratejik bir ham maddeye dönüşebilir.
Araştırmacılar, metanı hem karbon hem de enerji kaynağı olarak tüketen ‘metanotrof’ bakterilerin, çevre kirliliğini önlerken aynı zamanda katma değeri yüksek ürünler üretebileceğini savunuyor.
BİLİMSEL MERAKTAN STRATEJİK ARACA DÖNÜŞÜM
Doğada sulak alanlar, pirinç tarlaları ve kaplıcalarda kendiliğinden gelişen bu mikroorganizmalar, özel enzimlerini kullanarak metanı önce metanole, ardından formaldehit ve formata dönüştürüyor.
Çalışmanın baş yazarı Jingrui Deng, bu sürecin endüstriyel potansiyelini şu sözlerle özetledi: "Çalışmamız, metanotrofların artık sadece çevre mikrobiyolojisinin bir merak konusu olmadığını, düşük karbonlu bir gelecek için stratejik bir biyolojik araç olduğunu gösteriyor. Bu toplulukları kontrol edebilirsek, aynı süreçte hem sera gazlarını azaltabilir hem de faydalı ürünler üretebiliriz."
MADENLERDE GÜVENLİK, TESİSLERDE VERİMLİLİK
Metanotrofların kullanım alanları sadece laboratuvarlarla sınırlı değil; büyük ölçekli mühendislik projelerinde de uygulanabiliyor:
MİNYATÜR FABRİKALAR GİBİ ÇALIŞIYOR
İncelemenin en dikkat çeken ekonomik boyutu ise bu bakterilerin ‘üretici’ kimliği. Metanotroflar, metanı işleyerek şu ticari ürünlere dönüştürebiliyor:
Pilot sistemlerde yapılan denemeler, bazı bakteri türlerinin hücre kütlelerinin yarısından fazlasını, plastik benzeri polimerler olarak depolayabildiğini gösterdi.
BİR GAZI DİĞERİYLE TAKAS ETMEMEK İÇİN DİKKAT
Araştırma ekibi, sürecin bazı riskler barındırdığı konusunda da uyarıyor. Metan giderimi sırasında, yanlış mikrobiyal ortakların seçilmesi durumunda, metandan daha tehlikeli bir sera gazı olan azot oksit emisyonu artabiliyor. Bu nedenle geleceğin sistemlerinin, ‘suş mühendisliği’ ve ‘akıllı biyoreaktör tasarımı’ ile titizlikle kurgulanması gerekiyor.
Çalışmanın kıdemli yazarı Qigui Niu, hedeflerini şöyle açıkladı: “Metanı bir yükümlülükten, sürdürülebilir biyo-üretimin temel taşına dönüştürebiliriz.”