Uluslararası astronomi dünyası, evrenin en erken dönemlerine dair ezber bozan bir keşfe imza attı. Massachusetts Amherst Üniversitesi (UMass Amherst) öncülüğünde yürütülen ve Türkiye dahil birçok ülkenin yakından takip ettiği çalışma kapsamında, kozmik tozların arkasına gizlenmiş ‘genç yetişkin’ galaksiler gün yüzüne çıkarıldı. The Astrophysical Journal Letters dergisinde yayınlanan bulgular, yıldız oluşumunun bilim insanlarının tahmin ettiğinden çok daha erken başladığını kanıtlıyor.
GÖRÜNMEZİ GÖRÜR KILAN İLERİ TEKNOLOJİ
Keşfedilen bu galaksiler, sahip oldukları yoğun kozmik toz nedeniyle bugüne kadar geleneksel teleskoplardan kaçmayı başarmıştı. Ultraviyole ve görünür ışığı emen bu toz katmanı, galaksileri spektrumun bu kısımlarında görünmez kılıyordu. Ancak, Şili’de bulunan Atacama Büyük Milimetre/Submilimetre Dizisi (ALMA) ve NASA'nın James Webb Uzay Teleskobu (JWST), bu tozun yaydığı kızılötesi parıltıyı algılayarak karanlığı aydınlattı.
Araştırmanın baş yazarı Jorge Zavala, kullanılan teknik başarıyı şu sözlerle ifade ediyor: “Bu galaksiler kozmik toz bakımından o kadar zengin ki, onları ancak milimetre altı dalga boylarında görebiliyoruz. ALMA ve James Webb’den gelen verileri üst üste yığarak, bu sönük sinyalleri güçlendirdik ve 13 milyar yıl önce oluşmuş bu devasa sistemlerin varlığını doğruladık.”
GALAKSİ EVRİMİNDE ‘KAYIP HALKALAR’
Yeni keşfedilen popülasyon, galaksi evriminde kritik bir geçiş aşamasını temsil ediyor. Gökbilimciler, bu galaksileri evrenin yaşam döngüsündeki ‘genç yetişkinler’ olarak tanımlıyor:

MODELLERDE REVİZYON KAPIDA
Bu keşfin en önemli sonucu, evrenin tarihine dair standart zaman çizelgesinin revize edilme ihtiyacıdır. Devasa galaksilerin evrenin bu kadar erken dönemlerinde ortaya çıkması, mevcut kozmolojik modellerin eksik olduğunu gösteriyor. Yoğun yıldız oluşumunun, bilim insanlarının inandığından çok daha erken bir evrede başladığının kanıtlanması, galaksilerin büyüme hızına dair tüm hesaplamaları değiştirecek nitelikte.
ABD Ulusal Bilim Vakfı tarafından desteklenen bu geniş kapsamlı uluslararası iş birliği, derin uzay araştırmalarında sadece teknolojik sınırların değil, evrene dair temel bilgilerimizin de sınırlarının zorlandığını bir kez daha kanıtladı.