Brezilya'daki Campinas Devlet Üniversitesi (UNICAMP) bünyesinde yürütülen Ar-Ge çalışmaları, gıda atıklarının ekonomiye kazandırılması noktasında devrim niteliğinde bir buluşa imza attı. Araştırmacılar, çikolata sanayiinde genellikle atık olarak değerlendirilen kakao çekirdeği kabuklarını, bölgeye özgü iğnesiz arıların balıyla birleştirerek biyoaktif bileşenler açısından zengin bir formülasyon elde etti. ACS Sustainable Chemistry & Engineering dergisinde kapak konusu olan bu çalışma, yeşil kimya ilkeleriyle geliştirildi.
ATIKTAN KATMA DEĞERLİ ÜRÜNE DÖNÜŞÜM
Geleneksel kimyasal çözücüler yerine tamamen doğal ve yenilebilir bir ortam olan yerli arı balını kullanan ekip, ‘ultrason destekli ekstraksiyon’ yöntemiyle kakao kabuklarındaki teobromin ve kafein gibi uyarıcı bileşikleri bala aktarmayı başardı. Bu süreç, balın sadece antioksidan ve anti-inflamatuar özelliklerini artırmakla kalmadı, aynı zamanda ürüne doğal bir çikolata aroması kazandırdı. Elde edilen karışım, hem doğrudan tüketim hem de gıda ve kozmetik sektörleri için nitelikli bir hammadde olma özelliği taşıyor.
PATENTLİ TEKNOLOJİ VE TİCARİ POTANSİYEL
Projenin ticari boyutu, üniversitenin inovasyon ajansı INOVA UNICAMP tarafından yakından takip ediliyor. Ekstraksiyon sürecinin patentini alan araştırmacılar, teknolojiyi lisanslamak ve seri üretime geçmek için endüstri ortaklarıyla görüşmelere başladı. Çalışmanın koordinatörü Profesör Mauricio Ariel Rostagno, bu teknolojinin özellikle kakao ve bal üretimi yapan kooperatifler ile KOBİ’ler için portföy genişletici, yüksek katma değerli bir fırsat olduğunu vurguladı.

YEŞİL KİMYA İLKELERİNE TAM UYUM
Üretim sürecinin sürdürülebilirliği, özel olarak geliştirilen ‘Path2Green’ yazılımı ile test edildi. Yeşil kimyanın 12 temel ilkesine uygunluğu denetlenen süreç; yerel kaynak kullanımı, düşük enerji tüketimi ve atık yönetimi konularında tam not aldı. Araştırmacılar, iğnesiz arı balının daha yüksek su içeriği ve düşük viskoziteye sahip olmasının, ekstraksiyon sürecinde doğal bir çözücü olarak mükemmel sonuç verdiğini belirtti.
RAF ÖMRÜ VE GELECEK UYGULAMALAR
Ekip, bir sonraki aşamada ultrason yönteminin ürünün raf ömrü üzerindeki etkilerini inceleyecek. Mevcut bulgular, ultrasonik dalgaların balda bulunan mikroorganizmaların hücre duvarlarını parçalayarak ürün stabilitesini artırdığına işaret ediyor. Bu durum, yerli arı ballarının oda sıcaklığında saklanabilmesi için yeni bir kapı açabilir. Gelecekte, aynı yöntemin diğer bitkisel atıkların işlenmesinde de kullanılması planlanıyor.