İndirimlere alan açacak 2 madde: Faiz senaryoları değişti
Petrol fiyatlarının 7172 dolar bandına kadar geri çekilmesi, Türkiye ekonomisi açısından cari açık ve enflasyon görünümünü destekleyen önemli bir gelişme olarak öne çıktı. Enerji faturasındaki düşüşün, ithalat maliyetlerini azaltarak dış dengeye olumlu katkı vermesi bekleniyor. Enerji fiyatlarındaki gevşemeye tarımsal rekoltede artış beklentisinin de eklenmesi, yıl sonuna kadar faiz indirimleri için alan açabileceği yorumlarını güçlendirdi. Reel sektör, finansman maliyetlerinin düşmesi için Merkez Bankası’ndan indirim sürecinin başlamasını bekliyor. Ekonomistler ise finansman baskısının ortadan kalkması için 2027 yılını işaret etti.

ABD ile İran arasında mutabakata varılan 60 günlük geçici barış anlaşması ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden tanker trafiğine açılması savaşın kalıcı olarak bitirileceğine dair umutları artırırken, bu durum son haftalarda petrol fiyatlarında hızlı düşüşleri beraberinde getirdi.
PETROL SAVAŞ ÖNCESİNDE
Brent petrolün varil fiyatı 73 dolar seviyesinin altına sarkarak savaş öncesi seviyelere gerilerken, barış umutları ve düşen petrol fiyatları merkez bankalarının para politikaları üzerinden belirleyici rol oynuyor. Geçici barış müzakereleri öncesinde 90100 dolar bandında seyreden Brent petrol yeniden 70 dolar bandına doğru gerilerken, bu durum küresel enflasyon beklentilerini de büyük ölçüde dizginledi.
TAHMİNLER GÜNCELLENDİ
İran barışı ve petrol fiyatlarında sert geri çekilme, yabancı finans kuruluşlarının da tahminlerini revize etmesine yol açtı. ABD’nin en büyük bankası JP Morgan, Türkiye için 2026 yıl sonu politika faizi tahminini yüzde 37 seviyesinden yüzde 35’e düşürdü. Banka, eylül ve ekim aylarında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) 100’er baz puanlık faiz indirimlerine gidebileceğini öngördü. Banka, söz konusu revizyona gerekçe olarak ABD ile İran arasındaki geçici ateşkesle birlikte petrol fiyatlarında yaşanan sert düşüşü ve TCMB’nin son dönemde parasal gevşemeye yönelik sinyallerini gösterdi.
SON 3 TOPLANTI PAS GEÇİLDİ
Merkez Bankası son üç toplantısında da faizde bir değişiklik yapmazken, savaşa dair belirsizlikler ve küresel enflasyon endişeleriyle birlikte beklegör moduna geçmişti. Banka, en son ocak ayında 100 baz puanlık faiz indirimiyle politika faizini yüzde 37 seviyesine çekmişti. TCMB, savaş sonrası dönemde piyasayı yüzde 40 faizle gecelik borç verme faizinden fonlamaya başlamıştı.
İŞ DÜNYASI FAİZ İNDİRİMİ BEKLİYOR
Jeopolitik risklerin azalması, petrol fiyatlarındaki düşüş ve dezenflasyona ilişkin olumlu beklentilerle birlikte iş dünyası da dört gözle faiz indirimlerinin gelmesini istiyor. Sıkı para politikası uygulamaları nedeniyle finansmana erişimde yaşanan zorluklar sanayicinin önündeki en büyük engel olurken, TCMB’den olası gevşeme adımlarının kredi faizlerine nasıl yansıyacağı da merak konusu oldu.
TABLO TERSİNE DÖNÜYOR
Petrol fiyatlarının gerileyerek 90 dolarlardan 70 dolar düzeyine yakınsamasının enflasyona etkisini değerlendiren Yatırım Finansman Strateji ve Yatırım Danışmanlığı Müdürü Seda Yalçınkaya, mayısta yıllık enflasyonun yüzde 32.61 seviyesinde gerçekleştiğini, nisanda aylık yüzde 4.18 seviyelerinden mayıs ayında yüzde 1.71’e yavaşlayan bir enflasyon verisinin geldiğine dikkat çekti.
Yalçınkaya, savaş döneminde petrolün 90100 dolar bandında seyretmesinin enerji maliyeti kanalıyla enflasyonda yükselişin ana aktörü olduğunu söyledi.
“Şimdi tablo tersine dönüyor” diyen Yalçınkaya, petrolün 70 dolar ve altına kalıcı olarak yerleşmesi durumunda bunun enflasyona yansımalarını 3 başlıkla özetledi: “Birincisi doğrudan enerji fiyatları, ikincisi ulaşım ve lojistik maliyetleri, üçüncüsü ise TL üzerindeki baskının hafiflemesiyle gelen kur dezenflasyonu üzerinden değerlendirmek gerekli. Merkez Bankası’nın 2026 enflasyon tahmini yüzde 26 seviyelerinde. Buna ulaşmak için aylık ortalamanın yüzde 1.1 olması gerekiyor. Haziran enflasyonu medyan tahmini yüzde 0.95. Petrolün 70 dolar altında kalıcılık göstermesi ve kur istikrarının korunması halinde yüzde 2830 bandına girilebilir. Ancak bunun gerçek anlamda yüzde 30 altına kalıcı geçiş olarak tescillenmesi hizmet enflasyonundaki yapışkanlığın ne ölçüde kırıldığına bağlı.”
ENFLASYONDA DÜŞÜŞ FAİZİ AŞAĞI ÇEKECEK
Gerileyen petrol fiyatlarının enflasyonun düşmesine ve faizlerin de aşağı çekilmesine yol açacağını öngören İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Arif Yavuz, temmuz ayında Merkez Bankası’nın faizi pas geçeceğini söyledi.
FAİZDE YILSONU BEKLENTİSİ YÜZDE 34
Merkez Bankası’nın eylül, ekim ve aralık aylarında birer puanlık faiz indirimine gideceğini öngören Arif Yavuz, yıl sonunda politika faizinin yüzde 34 seviyelerinde oluşabileceğini belirtti. TCMB’nin piyasayı politika faizinin üzerinde yüzde 40 gecelik borç verme faizi ile fonladığını hatırlatan Yavuz, ilk etapta gecelik borç verme faizinin yüzde 37 seviyelerine çekilerek politika faizi ile aradaki farkın kapatılacağını söyledi. Merkez Bankası’nın faiz indirimlerine gitmesiyle birlikte bunun banka kredilerine yansımasına da değinen Yavuz, “Politika faizinin yüzde 37’den yüzde 34’e düşmesiyle piyasada kredi faizleri de en az 34 baz puan düşecektir” dedi.
İLK İNDİRİM EYLÜLDE OLABİLİR
Temmuz ayında faiz indirimi beklemediğini belirten Yıldız Teknik Üniversitesi İktisat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mesut Karakaş, Merkez Bankası’nın haftalık repo ihalelerini yeniden açabileceğini, yaz ayları boyunca politika faizi konusunda temkinli olacağını öngördü. Karakaş, beklentilerini şöyle özetledi: “Faiz indirimlerinin en erken eylül ayında başlayabileceğini düşünüyorum. Azalan enflasyon oranları (gıdada bolluk ve düşen petrol fiyatları dolayısıyla) bu durum da etkili olacaktır. Aynı zamanda düşen petrol fiyatları cari açığı da olumlu etkileyecek.”
YAVAŞLAMA KISMEN DURABİLİR
Merkez Bankası’nın faiz indirimi döngüsüne girmesinin bankaların kredi iştahını hemen yüksek düzeyde canlandırmayacağını öngören Mesut Karakaş, bunun nedeni olarak kredilerde uygu lanan aylık büyüme sınırlarını gösterdi. BDDK tarafından tasarruf finansman şirketlerine de aylık büyüme sınırları konulduğu nu hatırlatan Karakaş, “Bu sebeple düşük kredi hacmi, yüksek kredi maliyeti ile bir müddet daha devam edeceğiz” dedi.
Merkez Bankası’nın genellikle faiz indirimi döngülerinde elindeki rezervlerin yeterliliğine baktığını ve döviz talebini enine boyuna değerlendirdiğini söyleyen Karakaş, şöyle konuştu: “Bu durum yüksek faiz ortamında kurun belirli sınırlar içerisinde hareket etmesini sağlar. Sanayi üretiminin belirgin bir şekilde artması için kurun en az enflasyon kadar yükselmesi, faizde de hızlı düşüşlerin olması gerekli. Şu anda gevşetilecek para politikası, sanayi üretimindeki yavaşlamayı kısmen durdurabilir.”
FİNANSMAN YÜKÜ KADEMELİ OLARAK AZALACAK
Bu yıl Merkez Bankası’ndan faiz indirimi beklediğini belirten Seda Yalçınkaya, iş dünyasının finansmana erişimindeki zorlukların bilanço etkisi bakımından tamamen ortadan kalkmasının 2027’ye sarkabileceğini öngördü. 2026 sonu itibarıyla da finansman baskısı etkilerinin hafiflemesinin beklendiğini söyledi. Merkez Bankası’nın bankalara uyguladığı zorunlu karşılık oranla-rında ise yılın ikinci yarısı itibarıyla indirim olabileceğini kaydeden Yalçınkaya, bu durumun bankacılık sistemine nefes aldıracağını, ancak faiz indirimi kadar manşet yaratan bir adım olmayacağını belirtti.
İŞ DÜNYASINA YANSIR
“2026’nın hikayesi yüksek faizden düşük faize geçiş değil, yüksek faiz- den daha yönetilebilir faiz ortamına geçiş olacak” diyen Yalçınkaya, sözlerini şöyle noktaladı: “Merkez Bankası pozitif reel faiz vermeye devam edecektir. Bu yılı yüzde 34 civarında bir politika faiziyle kapatmamız mümkün olabilir. Faiz indirimleri KOBİ’ler, ihracatçılar ve yatırım harcaması planlayan şirketler açısından finansman yükünü kademeli olarak azaltacaktır. Ancak geçmiş yıllardaki kadar ucuz kredi dönemine hızlı bir dönüş beklemiyorum.”









Yorum yazmak için giriş yapın.
Yorumlar yükleniyor…