Mekanik donanım ve yazılımın birlikte ilerlediği projelerde test altyapısı net değilse süreçler uzuyor, hatalar geç yakalanıyor. Baraysan electronics, sahada yaşanan bu problemi modüler ve birleşik bir platform yaklaşımıyla çözmeyi hedefliyor. Şirketin kurucusu aybüke Sökmen, geliştirdikleri embedTech mimarisini ve gelecek hedeflerini istanbul Ticaret’e anlattı.
MODÜLER YAPI
Bu fikir nasıl doğdu?
Bugün Baraysan electronics çatısı altında, gömülü sistem geliştiren ekiplerin test ve doğrulamayı hızlandıran modüler donanım ve test altyapılarını Teknopark istanbul’da geliştiriyoruz. Bunu ana modülümüz embedTech etrafında MotorTech, SensorTech ve CommunityTech modülleriyle konumlandırıyoruz. elektrik-elektronik mühendisiyim; kariyerime gömülü yazılım mühendisi olarak başladım. Fikir, sahada birebir yaşadığım bir verimlilik probleminden doğdu. Mekanik, donanım ve yazılım birlikte ilerlerken test altyapısı net değilse doğrulama gecikiyor, hatalar geç yakalanıyor ve revizyon döngüleri uzuyor. Pratikte ekipler test için farklı geliştirme kartları, kablolar ve dönüştürücülerle geçici düzenekler kurmak zorunda kalıyor. Bu da kablolama karmaşası, yanlış bağlantı riski ve düşük tekrar edilebilirlik anlamına geliyor. Buna ek olarak birçok kritik bileşenin yurt dışı tedariki süreleri uzuyor; arıza durumunda hızlı yerel müdahale olmayınca kartlar atıl kalabiliyor. Doğrulama gecikince firmalar zaman baskısıyla PLC ve otomasyon tabanlı çözümlere yöneliyor; bu da ek maliyet ve işçilik getiriyor. Bu ihtiyaçtan yola çıkarak, temel fonksiyonların doğrulanmış tek bir platform üzerinde güvenle çalıştırılabileceği modüler bir altyapı kurguladım.

KUR-TAK-ÇALIŞTIR
Embedtech nasıl bir yapı sunuyor?
Ana ürünümüz embedTech. Bunun etrafında MotorTech, SensorTech ve CommunityTech modülleriyle ‘kur-tak-çalıştır’ mantığıyla bir test ve validasyon altyapısı geliştiriyoruz. embedTech sistemin ana kontrol omurgasını oluşturuyor. ilk revizyonda STM32 tabanlı bir ana modül kullandık; üzerinde gerçek zamanlı kontrol altyapısı ve modüllerin bağlandığı standart konektör arayüzleri yer alıyor. MotorTech ile motor ve aktüatör sürüşü, SensorTech ile çok kanallı sensör ölçümü, CommunityTech ile Can ve RS-485 gibi saha haberleşmeleri aynı platformda bir araya geliyor. Hardcase içindeki entegre ekran sayesinde sahada hızlı denenebiliyor ve izlenebiliyor. Standart konnektörlü yapı, kablo ve jumper karmaşasını azaltarak hızlı iterasyon sağlıyor. Yakın dönemde Texas Instruments tabanlı ikinci bir ana modül versiyonu da planlıyoruz. ‘Beyin’ değişse bile mimari aynı kalıyor: ana modül sabit bir omurga, çevresindeki modüller ihtiyaca göre tak-çıkar çalışıyor. ilk fazda hidrolik test sistemlerine odaklanıyoruz. Havacılık ve mobil hidrolik uygulamalar hedef pazarımız arasında yer alıyor.
SÜRE VE MALİYET AVANTAJI
Mevcut çözümlerden farkınız ne?
Piyasadaki geliştirme kartlarının önemli bir bölümü öğrenme ve demo amaçlı. Masa başı denemelerde yeterli olsalar da saha entegrasyonunda kırılgan kalabiliyorlar. RS-485 veya Can için dönüştürücü, motor için sürücü kartı, sensör için 4–20 ma ya da 0–10 V gibi farklı arayüzler gerekiyor. Parçalar farklı yerlerden temin edildiği için entegrasyonu süresi uzuyor, hata riski artıyor ve testlerin tekrar edilebilirliği düşüyor. Biz bu parçalanmayı modüler ama birleşik bir platformla çözüyoruz. Standart arayüzler ve konnektörlü yapı kurulum süresini kısaltıyor ve riski azaltıyor. Platform bağımsız mimari sayesinde işlemci ailesi değişse bile çoğu zaman yalnızca ana modülü değiştirerek aynı çevre modülleriyle devam edebiliyoruz; bu da ciddi süre ve maliyet avantajı sağlıyor.
DÜZENLİ VERİ KAYIT ALTYAPISI
Yapay zeka kullanımı gündemde mi?
Yapay zeka veya makina öğrenmesi tarafında şu aşamada bir kullanımımız yok. Önceliğimiz deterministik kontrol, güvenilir ölçüm ve düzenli veri kayıt altyapısı. Veri olgunlaştıkça otomatik raporlama ve anomali tespiti gibi fonksiyonları ilerleyen fazlarda değerlendireceğiz.
TİCARİ GELECEK
Ticari modeliniz nasıl şekilleniyor?
Test gecikmesi doğrudan takvim ve maliyet anlamına geliyor. Doğrulanmış ve modüler bir altyapı ile ekipler daha kısa sürede entegrasyona geçiyor ve daha tutarlı sonuçlar alıyor. Gelir modelimiz; modül satışı yanında entegrasyon, teknik servis ve danışmanlık hizmetlerini de kapsıyor. Yerli üretim ve yerinde servis, toplam sahip olma maliyetini aşağı çekiyor. Yurt dışı tarafında henüz sipariş aşamasında bir talep paylaşmak için erken; ancak ihtiyaç global ölçekte mevcut. Ürün olgunlaştıkça pilot uygulamalar ve işbirlikleriyle ihracat tarafını büyütmeyi hedefliyoruz.
Teknopark İstanbul’da Ar-Ge avantajı
Teknopark İstanbul, Ar-Ge odaklı bir ekosistem, görünürlük ve doğru paydaşlara erişim sağlıyor. Pilot kullanıcılarla temas kurmak, geri bildirim almak ve ürünü sahaya yakın şartlarda hızlıca olgunlaştırmak burada daha kolay oluyor. Mentorluk ve işbirliği imkanları da ürünleşme hızımızı artırıyor.
Yerli mühendislik vurgusu
Bu işin benim için kişisel bir tarafı da var. Türkiye’de bu seviyede mühendislik ve üretim kabiliyeti varken kritik bileşenlerde dışa bağımlı kalmayı doğru bulmuyorum. Amacım; bu topraklarda tasarlanan, burada üretilen ve yerli destekle sürdürülebilen bir test altyapısı yaklaşımını büyütmek. Ar-Ge ekiplerinin yanı sıra üniversite öğrencilerinin de güvenle kullanabileceği yerli bir platform standardının oluşmasını önemsiyorum.
Hedefte havacılık var
İlk etapta hidrolik test sistemlerinde sahada çalışacak, tekrar edilebilir ve güvenilir bir platform standardı oluşturmayı amaçlıyoruz. Orta vadede sensör ölçüm kabiliyetlerini artırmak, motor ve aktüatör sürüş senaryolarını genişletmek istiyoruz. Daha ileri fazlarda iki ana hedefimiz var: Ürün olgunlaştıkça özellikle havacılıkta ilgili standartlara uyumlu kartlar geliştirmek ve kritik bileşenlerde dışa bağımlılığı azaltmak. Zaman içinde kendi sensörlerimizi ve motorlarımızı da geliştirebilecek bir yapıya ilerleyerek katma değerin ve teknik yetkinliğin burada kalmasını hedefliyoruz.