ABD ve Çin arasındaki teknoloji ve ticaret savaşlarının merkezinde yer alan yarı iletken endüstrisinde dengeleri değiştirecek bir gelişme yaşandı. Çin Atom Enerjisi Enstitüsü, ülkenin ilk yüksek enerjili hidrojen iyon implantasyon cihazı olan POWER-750H'nin başarıyla geliştirildiğini duyurdu.
Enstitü yetkilileri, geliştirilen cihazın performansının önde gelen uluslararası standartlarla birebir eşleştiğini iddia ediyor. Sektörde "mikroskobik neşter" işlevi gören bu cihazlar, silikon levhalara (wafer) hızlandırılmış iyonlar kullanarak hassas miktarda malzeme yerleştirmek için kullanılıyor ve üretim sürecinin kalbini oluşturuyor.
NÜKLEER UZMANLIK İLE YERLİ ÇÖZÜM
Yarı iletken üretiminde kullanılan "dört temel araçtan" biri olarak kabul edilen iyon implantasyon cihazlarında Çin, uzun yıllardır tamamen ithalata bağımlıydı. Yabancı teknolojik kısıtlamalar ve pazar tekelleri, yerli gelişimin önündeki en büyük engeldi.
Bu darboğazı aşmak için harekete geçen Çin Atom Enerjisi Enstitüsü, nükleer fizik ve hızlandırıcı teknolojisindeki onlarca yıllık deneyimini sahaya sürdü. Tandem hızlandırıcı tekniklerinden faydalanan mühendisler, temel prensiplerden tam sistem entegrasyonuna kadar her aşamada bağımsız tasarım yeteneğine ulaştı.
Uzmanlar, bu atılımın Çin'in kendi kendine yeten bir yarı iletken ekosistemi kurma stratejisinde kritik bir dönüm noktası olduğunu vurguluyor.
ATOMİK ÖLÇEKTE HASSASİYET
Çip üretimi, nanometre ve hatta atomik ölçekte olağanüstü bir kararlılık gerektiriyor. Geliştirilen POWER-750H, yüksek enerjili ışınlarla silikon levhanın daha derinlerine nüfuz ederek, transistörler ve diyotlar gibi çipin çalışmasını sağlayan iç yapıları oluşturuyor.
İyon ışınının kararsız olması durumunda çip performansının düşeceği biliniyor. Bu nedenle, yerli cihazın endüstriyel talepleri karşılayacak şekilde uzun süre güvenilir çalışması, enerji verimli yarı iletkenler ve yüksek kaliteli görüntü sensörleri üretimi için hayati önem taşıyor.
TAM BAĞIMSIZ TEDARİK ZİNCİRİ HEDEFİ
Son on yılda yarı iletken altyapısını güçlendiren Çin, tedarik zincirinin her halkasını yerlileştirmeye odaklanmış durumda: