Perşembe21 Mayıs 202612:00İSTPİYASAAÇIK

Çelikte arz rekabetine sektörden iki talep

Küresel çelik piyasasında devasa arz fazlası rekabeti sertleştirirken, kendi üreticisini korumak isteyen AB yeni regülasyonlarla kota barajını yükseltmeye hazırlanıyor. Dünyanın en önemli çelik üreticilerinden olan Türkiye’de ise sektörde öncelikli iki talep dile getiriliyor: Birincisi; Çin menşeli çelik baskısına karşı ithalat kısıtlamalarının getirilmesi. İkincisi; temiz üretim yapan Türkiye’nin bu avantajını kullanarak AB ile pazarlık yapması.

İstanbul Ticaret Gazetesi

Yayınlanma

Paylaş
Çelikte arz rekabetine sektörden iki talep

Küresel çelik pazarı arz fazlasının oluşturduğu sorunları aşmaya çalışırken, ufukta yeni regülasyonlar görülüyor. Çin başta olmak üzere olağanüstü kapasiteye sahip üreticiler tarifelere rağmen iş hacimlerini korurken, yeşil dönüşüm odaklı düzenlemelerin yeni nesil kotalar doğurması bekleniyor. Avrupa Birliği’nin (AB) arz kapasitesi ve karbon salımı konusundaki yeni düzenlemeleri, büyük üreticiler arasında yer alan Türkiye’yi de etkileyecek. AB şimdi ilk üretim yerinin tespitine yönelik prosedürü belirlemeye çalışıyor.


Çelik İhracatçıları Birliği’nin verilerine göre 2025 yılında dünya çapında çelik üretimi, 2024 yılına kıyasla yüzde 2 azalarak 1.8 milyar ton oldu. Ancak küresel boyutta yaklaşık 700 milyon tonluk kapasite fazlası bulunuyor.


TÜRKİYE’NİN ÇELİK ÜRETİMİ

Türkiye çelik üretimi ise 2025’te yüzde 3.3 oranında artarak 38.1 milyon tona ulaştı. Çelik sektöründeki yerli şirketler hurda maliyetinin artması, döviz kurunun seyri sebebiyle fiyat dezavantajı yaşamaları ve Çin’den gelen ithal ürün baskısı altında üretim ve ihracat yapmaya çalışıyor. Dünya Çelik Birliği’nin (worldsteel) geçtiğimiz günlerde yayımladığı rapora göre dünyada çelik talebindeki durgunluk, 2025 yılında dip seviyeyi gördü; bundan sonra talepte kıpırdanma bekleniyor. Birlik raporuna göre dünya çelik talebindeki artışın 2026 sonunda binde 3 seviyesinde olacağı öngörülüyor. Yine de arz fazlası bütün pazarları yeni adımlar atmaya zorluyor.


KOTAYI AŞANA YÜKSEK VERGİ

Avrupa Birliği ise yeni regülasyonlarla yeni kotalar koymaya hazırlanıyor. AB geçen hafta Avrupalı üreticileri korumak amacıyla yeni bir karar aldı. Avrupa Birliği Konseyi, üye ülke temsilcilerinin AB çelik sektörünü küresel kapasite fazlasına karşı korumak amacıyla hazırlanan tedbirleri kabul etti. Buna göre, küresel çelik sektöründeki üretim fazlasının AB piyasasında yol açtığı olumsuz etkileri sınırlamak üzere tarife kontenjanı sistemi yeniden düzenlenecek. Bu çerçevede ithalat kotaları azaltılırken kotayı aşan ithalata daha yüksek gümrük vergileri uygulanacak. AB’nin gümrüksüz çelik ithalatı, yılda 18.3 milyon tonla sınırlandırılacak. AB’nin gümrüksüz çelik ithalat kotaları, 2024 seviyelerine göre yaklaşık yüzde 47 azaltılırken kota miktarını aşan ithalata uygulanan gümrük vergisi de yüzde 25’ten 50’ye yükseltilecek.


OYUNUN KURALLARI YENİDEN YAZILIYOR

Gelişmeleri değerlendiren Türkiye Çelik Üreticileri Derneği (TÇÜD) Başkanı Fuat Tosyalı, sektörün küresel ölçekte yapısal bir dönüşümden geçtiğine dikkat çekerek, “Son yıllarda çelik sektöründe arz-talep dengesi kalıcı biçimde bozuldu. Yüz milyonlarca tonluk atıl kapasite var. Artık sadece üretmek ve büyümek yeterli değil. Rekabetin doğası köklü biçimde değişiyor. Maliyet avantajı tek başına belirleyici olmaktan çıkarken, ticaret politikaları, anti-damping önlemleri ve karbon regülasyonları oyunun kurallarını yeniden yazıyor. Bugün çeliğin maliyetini demir cevherinden çok karbon emisyonu belirliyor. Bu nedenle çelik sektörü, stratejik bir alan olarak yeni pozisyon alıyor. Bizim de ülke olarak çelik sektörünü stratejik olarak yeniden konumlandırmaya ihtiyacımız var. Bu yeni dönemde rekabet kadar işbirliği ve uyum politikaları da kritik bir belirleyici haline gelecek” dedi.


TİCARET DENGELERİ ETKİLENİYOR

Çelik İhracatçıları Birliği Başkanı Uğur Dalbeler’in paylaştığı bilgiye göre de Türkiye geçen yıl çelik ticaretinde ilk kez açık verdi. Dalbeler, “20 milyon ton ihracat ve 23 milyon ton ithalat yaptık. Çin ise içeride büyümekte zorlandığı için elindekini ihraç etmeye çalışıyor. Ortalama 50 milyon ton ihracat yapan Çin, geçen yıl 130 milyon ton ihracat gerçekleştirdi. Bu, dünyanın mevcut düzeninde kaldırılabilecek bir tonaj değil. Bu, dünyada olduğu gibi Türk çelik sektörü üzerinde baskı oluşturuyor” diyerek, küresel arz fazlasını ve ithalat kontrolü talebini dile getirdi. İmalat sanayinin gücünü artık ucuz ürünle korumanın zor olduğunu belirten Dalbeler, “Ucuz malzemeyle sadece fiyata yönelik rekabet stratejisi pek geçerli değil. Çoğu eşyada hammaddenin payı çok fazla değil. Bu durumda yapılması gereken marka, katma değer ve yüksek kaliteli ürünler ortaya koymak” diye konuştu.


TEMİZ ÜRETİM AVANTAJI

Dünyanın en temiz çelik üreten ülkelerinden birinin Türkiye olduğunu vurgulayan Uğur Dalbeler, ortalama emisyonun rakip ülkelerin yarısından daha az olduğunu kaydetti. Bunun önemli bir avantaj olduğunu belirten Dalbeler, “Fakat bizim bu konuları AB ile görüşüp pazarlık etmemiz lazım. Çünkü Türkiye Gümrük Birliği ile Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu Serbest Ticaret Anlaşması (AKÇT) üyesi. Türkiye, Avrupa’nın karbonsuzlaşma politikasına uyan tek ülke. Bunun müzakeresini yapmalı ve avantajlarını kullanmalıyız” dedi.


REGÜLASYONLAR DÖNÜŞÜMÜ NASIL ETKİLEYECEK? 

Küresel arz fazlasının ve yeni kota uygulamalarının ihracat planlarını ve yeşil dönüşüm projelerini de etkileyebileceği belirtiliyor. Türkiye, yarı mamul (slab, billet) alımlarının büyük bölümünü Rusya ve Ukrayna’dan, hurda alımlarının çoğunu ise ABD ve AB ülkelerinden yapıyor. Hurda alımında artan maliyete karşılık ihracatta yüksek fiyat veremeyen sektör, üretim gücünü korumak için çıkış yolu arıyor. Çözüm olarak gündeme yüksek katma değerli ürünler ve niş ürünler geliyor.

Haber: BARIŞ CABACI

İstanbul Ticaret Gazetesi – Editör

Yorumlar

Yorum yazmak için .

Yorumlar yükleniyor…

Çelikte arz rekabetine sektörden iki talep — İstanbul Ticaret Gazetesi