Borsa İstanbul yeni hikayesini arıyor
Dünyada artan jeopolitik gerilimler, yükselen petrol fiyatları ve faizin yüksek kalması Borsa İstanbul’da risk iştahını zayıflatırken, 14 bin puan eşiği yeniden kritik hale geldi. Uzmanlara göre ucuz değerlemeler tek başına kalıcı yükseliş için yeterli değil; piyasanın yönünü değiştirecek yeni bir hikâyeye ve güçlü bir katalizöre ihtiyaç var.

Ankara’da gerçekleştirilen 36. NATO Zirvesi’nde ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’la geçici mutabakatın sona erdiğini açıklaması ve ardından Orta Doğu’da gerilimin tırmanması, piyasalarda risk iştahını zayıflattı.
Hürmüz Boğazı çevresindeki saldırılar enerji arzına ilişkin endişeleri artırırken, petrol fiyatlarında yukarı yönlü hareketlilik görüldü. Orta Doğu’da tansiyonun yükselmesiyle Borsa İstanbul’da satış baskısı öne çıktı. BIST 100 endeksi yeni haftada 14 bin puan kritik eşiğinin altını test etti.
Uzmanlar ise orta vadeli potansiyelin korunduğu görüşünde. Risklerin azalması, faizlerin gerilemesi ve yabancı girişlerinin sürmesi halinde son çeyrekte yeni bir yükseliş hikayesi oluşabileceği belirtiliyor.
YABANCI 3 HAFTADIR HİSSE ALIYOR
Jeopolitik tansiyonun geçici olarak gerilediği haftalarda yabancı yatırımcının TL varlıklara ilgisi yeniden canlandı. Merkez Bankası verilerine göre yurt dışında yerleşikler, 3 Temmuz haftasında 11.5 milyon dolarlık hisse senedi, 572 milyon dolarlık Devlet İç Borçlanma Senedi aldı. Yabancılar hissede üçüncü hafta üst üste net alıcı konumunu korurken, son haftada hisse alımları hız kesti, tahvil ilgisi ise güçlendi. Yabancıların hisse senedi stoku 41.7 milyar dolara yükseldi.
MEVDUATTA 11 YILIN ZİRVESİ
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de artan öngörülebilirlik ve güçlenen yatırımcı güveni sayesinde ters dolarizasyon sürecinde önemli mesafe alındığını belirtti. Şimşek, çoklu şoklara rağmen Türk lirası mevduatın toplam mevduat içindeki payının yaklaşık yüzde 62’ye ulaşarak 11 yılın zirvesine çıktığını açıkladı. Türk lirasına güveni pekiştirmek, makrofinansal istikrarı güçlendirmek ve fiyat istikrarını sağlamak amacıyla politikaların sürdürüleceğini bildirdi.
TL mevduatın payındaki yükselişte para politikası ve dövizdeki sakin seyir de etkili oluyor. Bu tablo, borsada kalıcı yükseliş için ucuz değerlemelerin yanı sıra faiz ve risk görünümünde de iyileşme gerektiğini ortaya koyuyor.
YÜKSEK FAİZ RİSK İŞTAHINI SINIRLIYOR
Gedik Yatırım Yatırım Danışmanlığı Müdür Yardımcısı Onurcan Bal, TL mevduata ilginin yüksek seyretmesinde faizlerin yanı sıra diğer varlık gruplarındaki dalgalı görünümün de etkili olduğunu söyledi.
Doların enflasyonun altında kalan getirisi nedeniyle döviz tarafında oluşan reel kaybın tasarruf sahibini TL mevduata yönlendirdiğini belirten Bal, “Borsada bu yılki seyir nispeten zayıf ve dalgalı bir performans ortaya koyuyor. Kurlarda stabilizasyonun sağlanması, yatırımcıları TL tasarruflara yönlendiriyor” dedi.

Bal, risksiz getiri sağlayan faizler yüksek kaldıkça risk alma isteğinin sınırlanacağını, dezenflasyonun güçlenmesi ve kademeli faiz indirimleriyle borsaya ilginin artabileceğini söyledi.
YÜKSELİŞİN ÜÇ ANAHTARI
Bal, borsada kuvvetli ve kalıcı bir yükseliş için üç gelişmenin birbirini tamamlaması gerektiğini belirtti. İlk olarak jeopolitik risklerin azalması ve enerji maliyetlerindeki yükselişin sona ermesi önem taşıyor. İkinci aşamada, petrol fiyatlarındaki normalleşmenin de desteğiyle dezenflasyonun hızlanması ve kademeli faiz indirimi döngüsünün başlaması gerekiyor. Üçüncü aşamada ise iyimserliğin yabancı sermaye girişleriyle desteklenmesi bekleniyor.
Enerji fiyatlarındaki gerilemenin enflasyon ve faiz indirimi beklentilerini kuvvetlendireceğini ifade eden Bal, “Risklerin azalması ve faiz indirimlerinin başlaması halinde yabancı ilgisinin hem hisse hem de tahvil tarafında toparlandığını görebiliriz. Bu koşullar sağlandığında borsada daha güçlü bir yükseliş hareketi başlayabilir” dedi.
17 BİN SENARYOSU
Risklerin yatıştığı olumlu senaryoda Bal, TCMB’nin yılın son toplantılarında enflasyon görünümüne bağlı olarak toplam 200-300 baz puanlık faiz indirimine gidebileceğini söyledi. Bal, jeopolitik tansiyonun yükselmemesi ve petrolün yeniden 70 dolar seviyelerine gerilemesi halinde yüzde 40 düzeyindeki fonlama maliyetinin önce politika faizi olan yüzde 37’ye doğru normalleşebileceğini kaydetti.
Bu şartlarda borsanın yılsonuna doğru toparlanabileceğine işaret eden Bal, “Risklerin azaldığı ve yabancı ilgisinin destek verdiği senaryoda endekste ilk aşamada 16 bin-16 bin 500 seviyeleri aşılabilir. Devamında 17 bin puana doğru bir fiyatlama eğilimi gündeme gelebilir” dedi.
PORTFÖYDE DENGE ÖNE ÇIKIYOR
Yurt içi piyasalara kıyasla borsanın halen iskontolu olduğunu, risklerin azalması durumunda yukarı yönlü alan olduğunu hatırlatan Onurcan Bal, mevcut koşullarda portföylerde risk yönetiminin korunması gerektiğini belirtti.
Bal, hisse ağırlığının yüzde 40 düzeyinde tutulabileceğini; bunun yüzde 30’unun yurt içi, yüzde 10’unun yurt dışı hisselerden oluşturulabileceğini söyledi. Portföyün yüzde 40-45’lik bölümünün sabit getirili TL ürünler ve mevduatta, kalan yüzde 10-15’lik kısmının ise düşüşlerde denge sağlamak amacıyla altın gibi emtiada değerlendirilebileceğini dile getirdi.
OLUMLU SENARYODA HANGİ SEKTÖRLER ÖNE ÇIKABİLİR?
A1 Capital Genel Müdür Yardımcısı Üzeyir Doğan ise yurt içi gelişmeler ve ABD-İran savaşıyla devam eden şokların enflasyonla mücadele sürecini yavaşlattığını, TCMB’nin sıkı duruşunu uzattığını söyledi. Körfez’de artan gerilim ve petrol fiyatlarının sıkı para politikasının bir süre daha devam edebileceğine işaret ettiğini belirten Doğan, TL’deki yüksek getirinin riskli varlıklara ilgiyi azalttığını kaydetti.

BIST 100 içinde hisse bazında oluşan değerleme farklılıklarının endeks için tek bir hedef vermeyi zorlaştırdığını aktaran Doğan, yatırımcıların endeks seviyesinden çok şirket fiyatlarına ve bilançolara odaklanması gerektiğinin altını çizdi.
Doğan, “Geçmişte endeksin omurgasını oluşturan ve olası bir iyimser havada yabancı yatırımcının da ilgi göstermesi beklenen birçok şirketin potansiyelinin çok altında fiyatlandığını söylemek mümkün” dedi.
Doğan, olumlu senaryoda bankacılık, havacılık, holdingler, otomotiv, iletişim, savunma, altyapı ve taahhüt sektörlerinin öne çıkabileceğini belirtti.
Böylece borsanın yeni hikâyesinin yalnızca endeks yönünden değil, iskontolu ve bilançosu güçlü şirketlerin yeniden fiyatlanmasından oluşabileceği ifade ediliyor.
İSKONTO ORANLARI ŞİRKETLERİ DESTEKLEYEBİLİR
Türkiye’de yatırımcı davranışlarında reel getirinin yanında aylık nominal getirinin de önemli olduğunu belirten Üzeyir Doğan, aylık getirilerin yüzde 2 ve altına inmesinin sınırlı da olsa bir kesimi farklı araçlara yöneltebileceğini söyledi. Ancak mevduattan borsaya geçişkenliğin sanıldığı kadar yüksek olmadığını vurgulayan Doğan, faizlerin çok düşük olduğu dönemlerde dahi pay piyasasının toplam tasarruflardan aldığı payın en fazla 3-4 puan arttığını kaydetti.
Faiz düşüşünün borsaya asıl katkısının mevduattan toplu para çıkışından çok şirket değerlemeleri üzerinden görüleceğine dikkat çeken Doğan, düşen finansman maliyetleri ve iskonto oranlarının potansiyelinin altında işlem gören şirketleri destekleyebileceğini söyledi. Doğan, yeni bir petrol şoku veya önemli bir risk yaşanmaması şartıyla politika faizinin yılsonunda yüzde 35’e, 2027 ortalarında ise yüzde 26-27 seviyelerine gerileyebileceğini öngördü.
Uzmanlar, faizler gerilediğinde TL mevduattaki birikimin tamamının doğrudan borsaya yönelmesini gerçekçi bulmuyor. Bal, olası çözülmenin bir bölümünün hisse senetleri ve hisse temalı fonlara kayabileceğini, ancak altın ve para piyasası fonlarının da seçenekler arasında kalacağını söyledi. Doğan da tarihsel verilerin mevduat ile pay piyasası arasındaki geçişkenliğin sınırlı olduğuna işaret ettiğini belirtti.
CDS DÜŞÜŞÜ POZİTİF YANSIR
Yabancı yatırımcı açısından ülke risk priminin de izlenmesi gerektiğini belirten Doğan, geçmişte CDS’in 250 baz puanın altına inmesinin TL varlıklarda pozitif ayrışmayı desteklediğini söyledi. Doğan, daha iyimser bir tabloda CDS’in 200 baz puanın altına gerilemesinin, gecikmeli de olsa Borsa İstanbul açısından daha belirgin bir pozitif ayrışma yaratabileceğini ifade etti.









Yorum yazmak için giriş yapın.
Yorumlar yükleniyor…