Küresel ekonominin dijitalleşme hızı artarken, ülkelerin veri güvenliği ve dijital altyapı bağımsızlığı konularındaki endişeleri de derinleşiyor. Özellikle ödeme sistemlerinden sağlık hizmetlerine kadar kritik sektörlerin bulut tabanlı sistemlere entegre olması, olası bir kesintinin faturasını ağırlaştırıyor.
Davos’ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu’nda Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in, Avrupa’nın teknolojik kapasitesini ‘yapısal bir zorunluluk’ olarak tanımlaması ve ‘yeni bir bağımsızlık biçimi’ çağrısı yapması, kıtanın yeni yol haritasını ortaya koydu.
ABD DEVLERİNİN PAZAR HAKİMİYETİ RİSK YARATIYOR
Mevcut tabloda Amazon Web Services (AWS), Microsoft Azure ve Google Cloud gibi ABD merkezli teknoloji devleri, Avrupa bulut pazarının yaklaşık yüzde 70'ini elinde tutuyor. Avrupalı yerel sağlayıcıların payı ise sadece yüzde 15 seviyesinde. Araştırmalar, bu denli yüksek bir pazar konsantrasyonunun teknik arızalar, siber saldırılar ve özellikle jeopolitik anlaşmazlıklar durumunda Avrupa ekonomisini savunmasız bıraktığını gösteriyor.
Ekim 2025'te yaşanan AWS kesintisi ve Aralık 2025'teki Cloudflare olayı, binlerce bankacılık hizmeti ve iletişim platformunu devre dışı bırakarak bu kırılganlığı somutlaştırmıştı.
ALMANYA VE İSVEÇ'TEN SOMUT ADIMLAR
Avrupa ülkeleri, bu bağımlılığı kırmak adına ‘dijital kamu malı’ olarak gördükleri açık kaynaklı yazılımlara yöneliyor:

DİJİTAL ALTYAPI, FİZİKSEL ALTYAPI KADAR ÖNEMLİ
Uzmanlar, dijital altyapının artık limanlar, otoyollar ve elektrik şebekeleri gibi stratejik bir ‘kamu sorumluluğu’ olarak ele alınması gerektiğini vurguluyor. AB'nin hazırladığı ‘Bulut Egemenliği Çerçevesi’ ve yakında yürürlüğe girmesi beklenen ‘Bulut ve Yapay Zeka Geliştirme Yasası’, verilerin Avrupa kontrolünde kalmasını yasal güvenceye almayı amaçlıyor.
Hükümetlerin ve özel sektörün, tedarik süreçlerinde sadece ‘düşük maliyete’ değil; güvenlik, birlikte çalışabilirlik ve verinin taşınabilirliğine odaklanması gerektiği belirtiliyor. Dijital sistemlerin kriz anlarında erişilebilir kalması, artık ekonomik güvenliğin bir parçası olarak kabul ediliyor.