Hava operasyonlarında görüş mesafesinin düştüğü fırtına, duman veya toz bulutu gibi koşullar, bugüne kadar askeri mühimmatların isabet oranını düşüren temel engeller arasında yer alıyordu. Ancak Raytheon'un geliştirdiği yeni nesil StormBreaker, bu kısıtlamaları teknolojiyle aşarak düşük görüş koşullarında dahi otonom tespit ve sınıflandırma yapabiliyor.
SUPER HORNET’İN ‘ÖLDÜRÜCÜLÜĞÜ’ ARTIYOR
Raytheon Hava ve Uzay Savunma Sistemleri Başkanı Sam Deneke, Super Hornet’in Donanmanın hava stratejisindeki kritik rolüne vurgu yaparak, bu entegrasyonun uçağın operasyonel yeteneklerini zirveye taşıdığını belirtti. Deneke, "StormBreaker ile donatılan Super Hornet’ler, her türlü hava koşulunda hassas vuruş imkanı bularak uçağın öldürücülüğünü artırıyor. Bu çok yönlülük, operatörlere en zorlu ortamlarda dahi görevlerini tamamlama ve güvenli bir şekilde üsse dönme garantisi sunuyor" dedi.
ÜÇ MODLU ARAYICI İLE KUSURSUZ HEDEFLEME
Sistemi rakiplerinden ayıran en önemli teknik özellik, karanlıkta ve tozlu ortamlarda dahi hareketli hedefleri takip edebilen üç modlu arayıcı sistemidir:
Bu üçlü mekanizma, hedefleme bilgilerini modlar arasında paylaşarak günün her saatinde sabit veya hareketli hedeflerin vurulmasını sağlar.
MALİYET VE OPERASYONEL VERİMLİLİK
StormBreaker, sadece vuruş gücüyle değil, aynı zamanda lojistik avantajlarıyla da dikkat çekiyor. Küçük boyutu sayesinde bir jet üzerinde çok sayıda taşınabilen mühimmat, daha az uçakla daha fazla hedefin etkisiz hale getirilmesine imkan tanıyor.
72 kilometreden fazla menzile sahip olan mühimmat, pilotların tehlikeli bölgelere girmeden hedefleri vurmasını sağlayarak personel güvenliğini de maksimuma çıkarıyor. Sistem halihazırda F-15E ve Super Hornet uçaklarında kullanım onayını alırken, F-35A/B/C modellerine entegrasyon süreci ise devam ediyor.